(4389 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 73)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ekonomik olarak çok zor durumda olduğu bir dönemde, bir kısım borçlarını ödemesinin teminatı olarak maliki bulunduğu 57 ve 32 parsel sayılı taşınmazları davalılardan Burhan'a devrettiğini; Burhan'ın, borçlarının bir kısmını ödeyip, bir kısmını ödeyemediğini; bunun üzerine kendisinin talimatı ile, davalı Burhan'ın inançlı muamele ile satın aldığı, bu iki taşınmazın tapusunu 01.09.1998 tarihli protokol koşulları ile diğer davalı Hayyam'a satış şeklinde temlik ettiğini, davalı Hayyam'ın bankasına el konulması nedeniyle protokoldeki edimlerini yerine getirmediği gibi, taşınmazlar üzerine yeni hacizler işlendiğini, olayda taraf muvazaası, inançlı işlem ve gabin unsurlarının gerçekleştiğini belirtip, taşınmaz tapusunun iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.10.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Muammer Uğur ile temyiz edilen Hayyam Garipoğlu vekili avukat Orhan Kaya geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi N. Semra Soydaş tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Hayyam Garipoğlu'nun Sümerbank A.Ş.ni 1998 yılında satın aldığını, davacının o tarihte ve öncesinde üçüncü kişilere olan borçları nedeniyle müzayeke halinde bulunduğunu, bir vesileyle tanıştığı Hayyam Garipoğlu ile 1.9.1998 günlü protokolü düzenlediklerini, bu protokole göre davacının ipotek ve hacizlerle yükümlü olarak maliki bulunduğu taşınmazların davalıya temlik edileceğinin, sözü edilen ipotek ve hacizlerden doğan borçların davalı tarafından karşılanacağının ve ondan sonra taşınmazların piyasa değeri üzerinden satılarak davalının yaptığı masraflar düşüldükten sonra kalacak bedelin taraflarca paylaşılacağının kararlaştırıldığını, bu amaçla protokolde yazılı taşınmazların ve daha önce kendisine ait iken inançlı muamele ile davalı Burhan Aras adına temlik edilen 57 ve 32 parsel sayılı taşınmazların davalı Hayyam'a satış biçiminde temlik edildiğini, davalı Hayyam Garipoğlu'nun, sahibi olduğu Sümerbank A.Ş.den kredi temin etmek suretiyle davacının 1.005.000.000.000. TL. borcunu ödediğini, ancak. Tasarruf Mevduat Fonunun bankaya el koyması üzerine davalının protokol gereği edimlerini ifa edemediği gibi davalının şahsi borçlarından ötürü taşınmazların kayıtlarına yeni ipotek ve hacizlerin işlendiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile yeniden davacı adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hayyam, protokolden kaynaklanan edimini kısmen yerine getirdiğini, ancak bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devri nedeniyle edimini tamamlayamadığını, mülkiyet hakkının devrinin geçerli bir hukuksal nedene dayandığını, iptali gerektiren bir husus bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu; diğer davalı Burhan Aras ise taşınmazları davalı Hayyam'a sattığını, bu davanın kendisine yöneltilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
Dava konusu 57 ve 32 parsellerin davacıya ait iken önce davalı Burhan Aras'a, daha sonra da Burhan tarafından diğer davalı Hayyam'a üzerinde mevcut ipotek, haciz ihtiyati, haciz vs. bütün sonuçlarını kabul suretiyle davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
Davalının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Sümerbank A.Ş.nin hakim sermayedarı olduğu da toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Bankalar Yasasının 14 ve devamı maddelerinde denetlemeler sonucunda bu kanuna ve bu kanuna dayanılarak alınan kararlar ve yapılan düzenlemelere, bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı ve bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek nitelikte işlemlerin tespit olunması halinde... kurumun alacağı tedbirler ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun oluşma biçimi, bankacılık işlemleri yapma, mevduat kabul etmenin sonuçları ve kişisel sorumluluklar düzenlenmiş, banka ortaklarının yetkileri, gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile alacaklar hakkında 6183 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu yasal düzenleme karşısında davalının Sümerbank A.Ş. hakim sermayedarı ve yetkilisi olması nedeniyle eldeki davada verilecek hükmün Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu doğrudan ilgilendireceği ve anılan yasadan kaynaklanan hak ve yetkilerini etkileyeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, anılan kurumun davada yer alması zorunludur.
Hal böyle olunca, davanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na da yöneltilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, değinilen husus göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.0000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy