(4389 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ekonomik olarak çok zorlandığı bir dönemde davalı Hayyam ile 01.09.1998 tarihli protokolü imzaladıklarını, bu protokole göre, dava konusu taşınmazların bedelsiz olarak davalı Hayyam'a devredilmesinin; davalı Hayyam'ın taşınmazlar üzerindeki mevcut ipotek ve haciz borçlarını sahibi olduğu Sümerbank A.Ş.den temin edeceği kredilerle kaldırmasının; daha sonra taşınmazların piyasa değeri üzerinden satılıp, Hayyam'ın ipotek ve hacizler nedeniyle ödediği paraların satış bedelinden düşülmesi ve kalan paranın taraflarca eşit olarak paylaşılmasının karara bağlandığını; taşınmazların protokol gereği davalıya temlik edildiğini; ancak davalının ipotek ve hacizleri kaldırmadığı gibi, taşınmazlara yeni takyidatlar konulmasına sebebiyet verdiğini, davalıya yapılan temlikin gabin ve muvazaa nedeniyle sakat olduğunu belirtip, taşınmaz tapularının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mülkiyet hakkının geçerli bir sözleşmeye dayalı olduğunu; muvazaanın söz konusu olamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.10.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Muammer Uğur ile temyiz edilen vekili avukat Orhan Kaya geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Hayyam Garipoğlu'nun Sümerbank A.Ş.ni 1998 yılında satın aldığını, davacının o tarihte ve öncesinde üçüncü kişilere olan borçları nedeniyle müzayeke halinde bulunduğunu, bir vesileyle tanıştığı Hayyam Garipoğlu ile 1.9.1998 günlü protokolü düzenlediklerini, bu protokole göre davacının ipotek ve hacizlerle yükümlü olarak maliki bulunduğu taşınmazların davalıya temlik edileceğinin, sözü edilen ipotek ve hacizlerden doğan borçların davalı tarafından karşılanacağının ve ondan sonra taşınmazların piyasa değeri üzerinden satılarak davalının yaptığı masraflar düşüldükten sonra kalacak bedelin taraflarca paylaşılacağının kararlaştırıldığını, bu amaçla taşınmazların davalıya satış biçiminde temlik edildiğini, davalı Hayyam Garipoğlu'nun, sahibi olduğu Sümerbank A.Ş.den kredi temin etmek suretiyle davacının 1.005.000.000.000.TL. borcunu ödediğini, ancak. Tasarruf Mevduat Fonunun bankaya el koyması üzerine davalının protokol gereği edimlerini ifa edemediği gibi davalının şahsi borçlarından ötürü taşınmazların kayıtlarına yeni ipotek ve hacizlerin işlendiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile yeniden davacı adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, protokolden kaynaklanan edimini kısmen yerine getirdiğini, ancak bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devri nedeniyle edimini tamamlayamadığını, mülkiyet hakkının devrinin geçerli bir hukuksal nedene dayandığını, iptali gerektiren bir husus bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Dava konusu 894 ada 13 parsel, 1153 ada 12 parsel, 2014 ada 11-12-23 parseller, 2697 ada 36 parsel, 6699 ada 73 parsel ve 2274 ada 366-367-368-369-370-371-372-373-374-375-376-377-378-379-380-381 parsellerin davacıya ait iken, 01.09.1998 - 09.09.1998 - 02.09.1998 ve 22.09.1998 tarihlerinde üzerinde mevcut ipotek, haciz ihtiyati, haciz vs. bütün sonuçlarını kabul suretiyle davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
Davalının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Sümerbank A.Ş.nin hakim sermayedarı olduğu da toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Bankalar Yasasının 14 ve devamı maddelerinde denetlemeler sonucunda bu kanuna ve bu kanuna dayanılarak alınan kararlar ve yapılan düzenlemelere, bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı ve bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek nitelikte işlemlerin tespit olunması halinde... kurumun alacağı tedbirler ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun oluşma biçimi, bankacılık işlemleri yapma, mevduat kabul etmenin sonuçları ve kişisel sorumluluklar düzenlenmiş, banka ortaklarının yetkileri, gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile alacaklar hakkında 6183 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu yasal düzenleme karşısında davalının Sümerbank A.Ş. hakim sermayedarı ve yetkilisi olması nedeniyle eldeki davada verilecek hükmün Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu doğrudan ilgilendireceği ve anılan yasadan kaynaklanan hak ve yetkilerini etkileyeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, anılan kurumun davada yer alması zorunludur.
Hal böyle olunca, davanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na da yöneltilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, değinilen husus gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç : Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy