(6831 S. K. m. 2/B) (2709 S. K. m. 169)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine vekili, 29 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek; tapu iptali ile Hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, 2/B ile orman dışına çıkarılan yerlerin, hükmi şahsiyete haiz amme müesseselerine ilişkin ise bu müesseseler adına orman sınırları dışına çıkartılacağını; çekişmeli yerin Ömerli Barajı İçme Suyu Havzası koruma alanında kaldığını ve davalı İdarece kamulaştırıldığını; davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Ömerli Barajı mutlak koruma alanında kalması sebebiyle kamulaştırıldığı ve bu sebeple 6831 S. Kanunun 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin hukuki dayanağının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi S. T.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapusunun iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 1942 yılında orman sınırları içerisine alındığı, 1965 yılında taşınmaz orman sınırları içindeyken kadastroca senetsizden kişi adına tespit ve tescil edildiği, bilahare davalı İSKİ Genel Müdürlüğünce taşınmazın Ömerli Barajı mutlak koruma alanı içerisinde bulunması nedeniyle kayıt maliki görülen kişiden kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sebebiyle davalı İSKİ adına kayıt oluşturulduğu; 1989 yılında kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmaz orman içindeyken senetsizden kişi adına oluşturulan kayda hukuki geçerlilik tanımaya kanuni olanak yoktur. Öte yandan, bu biçimde oluşmuş orman içinde olduğu anlaşılan taşınmaz için yapılan kamulaştırma işleminin Anayasa'nın 169. maddesi hükümleri karşısında da hukuksal değer taşımayacağı da kuşkusuzdur.
Ne var ki; taşınmaz 3302 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmakla özel mülkiyete konu olabilecek hale gelmiştir.
Öyleyse; açılmış olan bu davadaki isteğin kamulaştırma öncesi mülkiyetinin aidiyetinin tespiti biçiminde kabul edilerek bu doğrultuda bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarda açıklanan sebeplerle HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy