(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kendisinin 300 parsel sayılı, davalıların da bitişik 301 parsel sayılı taşınmazların malikleri olduklarını; taşınmazların arasındaki sınırın kadimden beri sabit bulunduğunu; taşınmazların tapudaki yüzölçümlerini zeminle uyumlu bulunmadığını; bu nedenle davalıların sürekli sınır ihtilafı çıkardıklarını belirtip, 300 ve 301 parsellerin kadimden beri değişmeyen sınırlarının tespitini; zemindeki gerçek yüzölçümlerinin hesaplanmasını ve tapuda yazılı yüzölçümünün buna göre düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, bu konunun mahkemenin 2000/105 esas sayılı elatmanın önlenmesi davası ile kesinleştiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne; 300 parselin sınırlarının bilirkişi raporunda gösterildiği şekilde tespitine; yüzölçümünün de 1991.58 m2 olarak tashihine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Mehmet ve Mustafa tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 28.10.2003 Salı günü saat 9.30 da Daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava da, 300 ve 301 parsellerin çap kayıtlarının zeminde kullanılan fiili duruma uygun olmadığından bahisle tespit isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, davada sözü edilen 300 ve 301 parsellerin kadastroca 27.8.1959 tarihinde tespit ve tescil edildiği; her iki taşınmazın mülkiyet alanının tapuya yansıyan krokisi ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Tapu iptal ve tescil isteği olmaksızın davadaki talebin dinlenilme olanağı yoktur. Kaldı ki, tespit tarihi itibariyle 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi ile öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürede geçmiştir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.
Davalılardan Mehmet ve Mustafa temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy