(634 S. K. m. 33)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 5 parsel sayılı taşınmazda 4. kat 14 nolu bağımsız bölümü müteahhitten satın aldığını, yüklenicinin projeye aykırı olarak 5. katta yaptığı ve davalıya sattığı bağımsız bölümü meşrulaştırmak için kendi rızası dışında tapu işlemleri için verdiği vekaletname ile 14 nolu bağımsız bölümün 20/50 payını davalıya temlik ettiğini, davalının satın aldığı bölümün kat irtifakında payı bulunmadığını ileri sürerek, tapu iptal tescil ve vasıf düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın müteahhide yöneltilmesi gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava dışı yüklenicinin davacıdan aldığı vekaletname ile davalıya arsa payı sattığı, tarafların taşınmazda paydaş duruma geldiği arsa payının iptalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kat irtifakı kurulmuş ana yapının 14 nolu bağımsız bölümünde davalıya özgülenen arsa payının iptali ile sicil kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; dava dışı arsa maliki Arif ile yüklenici Hamit arasında 18.6.1997 tarihinde 207 m2 yüzölçümündeki 9167 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine bina yapılmak üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, bundan sonra 18.5.1998 tarihinde davacının arsa malikinden kayden 15/207 oranında pay edindiği, inşaat sözleşmesi gereğince ve teknik bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tasdik edilmiş mimari (inşaat) projesine göre ana yapının 2 bodrum, 1 zemin kat, 3 normal ve çatı arası eklentili dubleks olmak üzere 4 normal kattan oluşacağı kararlaştırılmıştır. Projesinde 4. katın niteliği açıkça belirtildiği şekilde öngörülmüşken kat karşılığı inşaat sözleşmesinde 4. normal katta (çatı arası ile dubleks olan) 2 bağımsız bölümden bahsedilmek suretiyle bunların yükleniciye bırakılacağı kararlaştırılmış ve yüklenici kendisine bırakılan kat irtifakı kurulmamış ana yapının 4. normal katında yer alan ön caddeye bakan 1 salon, 3 banyo-WC. si bulunan dubleks daireyi ve isabet eden arsa payını 18.12.1998 tarihle G.M. S.V. sözleşmesiyle davalıya sattığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, teknik bilirkişi raporunda; ana yapıda bodrum, zemin kat, 4 normal kat ile çatı arası bağlantılı olmak üzere plan ve proje dışına çıkılarak kaçak nitelikte ayrıca 5. bir katın yapıldığı ve yüklenici tarafından davalıya 18.12.1998 tarihli G.M. S.V. sözleşmesiyle satılan ve onun kullandığı yerin kaçak olarak yapılan 5. kattaki bağımsız bölüm olduğu, davacının bağımsız bölümünün ise kendi kullandığı, mimari projesine uygun inşa edilen 4. normal kattaki bağımsız bölüm olduğu, buna rağmen davalıya kullanımında olan 5. kattaki 16 nolu kaçak bağımsız bölüm satıldığı halde, kat irtifakına geçilirken davacının bağımsız bölümünden arsa payı verilerek 4. kat 14 nolu bağımsız bölümün sicil kaydında davacıyla birlikte davalının da arsa payı yönünden paydaş kılındığı bildirilmiştir.
Gerçektende davacıdan alınan vekaletname kullanılarak düzenlenen kat irtifak listesinde 4. kattaki 14 nolu bağımsız bölüm davacıya özgülenerek 30/414 arsa payı ayrılmışken, 5. kattaki 16 nolu dubleks meskene 20/414 oranda arsa payı tahsis edilerek davalıya özgülenmiştir. Oysa kat irtifakı kurulmuş 4. kat 14 nolu bağımsız bölüm sicilinde 30/50 arsa payının davacıya, 20/50 payında davalıya aidiyetine ver verilmiş, böylelikle 14 nolu bağımsız bölümde davacının yanında adeta davalıda paydaş kılınmıştır.
Bu duruma göre, davacının eldeki davayı açmaktaki amacı 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 14. maddesi gereğince ana yapıda kat irtifakı kurulurken davacıya ait 14 nolu bağımsız bölüm sicil kaydında davalı adına gösterilen arsa payının iptal edilmek suretiyle sicilin düzeltilmesi isteğidir. Bir başka anlatımla, çekişmeye konu edilen olgu arsa payının düzeltilmesi ile ilgili olup, Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine tabi bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2.2.1977 gün, 1976/5-1988 esas, 1977/105 karar sayılı, keza 18.2.1977 gün 1976/5-3465 esas 1977/172 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasına 2814 Sayılı Yasa ile 1983 tarihinde (ek-1) madde ilavesinden önce somut olayda olduğu gibi arsa payının düzeltilmesi sonucunu doğuran isteklerin aynı mahiyette bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu ve değere göre bu davaların genel mahkemelerde görülmesi gerektiği İçtihat edilmişken sonradan (1983) yürürlüğe giren 2814 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle ve 634 Sayılı Yasaya eklenen ek -1 maddesi ile Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Mahkemelerinde çözümlenir. hükmü ile yeni bir yasal düzenleme getirilmiştir. Buna göre Kat Mülkiyeti uygulanmasından doğan uyuşmazlık ister yönetimden, ister 634/33. madde kapsamına giren işlerden, ister devir mecburiyeti veya arsa payının düzeltilmesi isteminden veyahut ayni hakka dayanan bir anlaşmazlıktan doğsun, tüm bu davaların görülmesinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Öte yandan, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kalan bir dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanamaz. Böyle bir durumda HUMK. nun 7. maddesinin 2. fıkrasının uygulama yeri yoktur. Yasa hükmü özel mahkeme olarak Sulh Mahkemesini göstermiş olup, hüküm kamu düzeniyle ilgilidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.3.1983 günlü 1983/5-99 esas, 260 sayılı kararında Özel mahkeme olarak Sulh Mahkemesi gösterilmişse Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakamaz denilmek suretiyle konuya açıklık getirilmiş bulunmaktadır. Ancak bu kuralın bir tek istisnası olarak 2814 Sayılı Değişiklik Yasasının Geçici 2. maddesiyle kanunun yürürlük tarihi olan 1983 tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemelerine açılmış olan davaların bu mahkemelerce sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Diğer taraftan, görev kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.
Hal böyle olunca, çekişmenin 634 Sayılı Yasadan kaynaklanması nedeniyle davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere çekişmenin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy