(4721 S. K. m. 713, 724) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, 13980 m2'lik taşınmazın kamu yararı nedeniyle kamulaştırılıp, 1971 yılında idare adına tescil edildiğini; açtığı tescil davası sonucu 1837 m2'lik yeri 1996 yılında adına hükmen tescil ettiren davalı Müjdat'ın bu yerde yapılanıp, daha sonra da aynı yeri diğer davalıya sattığını; hükmen tescil edilen yerin ve üzerindeki yapıların bir kısmının 1971 yılında idare adına tescil edilen taşınmaza tecavüzlü olduğunu ileri sürerek, davalılar adlarına kayıtlı 20.5.1996 ve 17.9.1998 tarihli tapuların iptaline, idareye ait taşınmaza elatmanın önlenmesine ve tecavüzlü yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Müjdat davaya yanıt vermemiş; diğer davalı ise taşınmazda iyiniyetle yapılandığını ve yıkımın fahiş zarar doğuracağını bildirerek, temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının reddine; yıkımın fahiş zarar doğuracağı nedeniyle, bilirkişi raporunda davacı tapusu içinde kaldığı belirlenen 1636 m2'lik kısmın bedeli karşılığı tapusunun iptaliyle davalı Orhan adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 13980 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı, 1967 tarihinde tapuya tescil ile Karayolları adına 7.10.1967 tarih ve 1 sayılı çap kaydının oluştuğu; öte yandan, davalı Müjdat'ın Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açmış olduğu tescil davası sonucu, 1837 m2 yüzölçümündeki taşınmazın zilyetlik nedeniyle adına tescil edildiği daha sonra, diğer davalı Orhan'a satış yoluyla intikalinin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı karayollarının, davalı Müjdat'ın tescil ilamı ile sahip olup daha sonra davalı Orhan'a satış yolu ile intikal ettirdiği 1837 m2'lik taşınmazın kendi tapu kaydı kapsamı içerisinde kaldığını, böylelikle çifte tapu oluştuğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı; davalı Orhan'ın da savunma yolu ile kendi taşınmazı üzerine yapmış olduğu binalara bağlantılı olarak Medeni Yasanın 724. maddesi gereğince temliken tescil istediği ve mahkemece temliken tescil isteğinin kabulüne, davacı idarenin açtığı davanın ise reddine karar verildiği görülmektedir.
Gerçekten de, davalının tescil ilamına dayalı tapusu kapsamındaki 1636 m2'lik bölümün, davacı Karayollarına ait kamulaştırma sonucu oluşan kayıt kapsamında kaldığı, kayıtların Medeni Yasanın 719. ( 645 ) maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20. maddesi gereğince yerine uygulanmak suretiyle düzenlenen teknik bilirkişi raporuyla sabittir. Diğer taraftan davalının savunma yoluyla ileri sürdüğü temliken tescil isteği dışında müstakilen açılmış bir davası da bulunmamaktadır. Davalı Orhan'ın bayii davalı Müjdat tarafından alınan tescil ilamında davacı idare taraf olmadığından bu ilamın idareyi bağladığı söylenemez. Esasen kamulaştırılan bir taşınmazın kamu malı olma niteliği taşıdığı gözetildiğinde bu yer bakımından sonradan alınan tescil ilamına ve oluşan sicile değer verme olanağı yoktur. Diğer taraftan kamu mallarında iyiniyetle edinme savunmasına da değer verilemez.
Hal böyle olunca, davacı idarenin açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle davanın reddedilmesi ve karşı istemin kabul edilmiş olması doğru değildir.
Davacı idarenin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy