(4721 S.K. m.683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 1166 ada 16 parsel sayılı taşınmaza davalının 308 m2 mesken yapmak suretiyle elattığını ileri sürüp; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın diğer paydaşlarından olan hazine tarafından kendisine 356 m2'lik kısım yönünden tapu tahsis belgesi verildiğini, bu bölüm haricinde kullandığı yer olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 840/1680 payına malik olan dava dışı hazine tarafından, davalıya tapu tahsis belgesi verildiği ve taşınmazın müşterek mülkiyete konu olduğu gerekçesiyle; davacının elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine; ecrimisil yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişmeli 1116 ada 16 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davacı vakıflar idaresinin taşınmazda paydaş bulunduğu, bu yerde davacı dışında hazine dahil 50 civarında paydaş olduğu, davalının anılan yere yapılaşmak suretiyle elattığı görülmektedir.
Davalı, taşınmazdaki hazine payı bakımından tapu tahsis belgesi bulunduğunu savunmuş, mahkemece de bu olgu kabul edilerek ecrimisil dışındaki istekler yönünden davanın reddine hükmedilmiştir.
Çekişmeli taşınmaz sicil kaydında önceden mevcut olan tahsis şerhinin daha sonra Milli Emlak Daire Başkanlığı Beyoğlu Yakası Emlak Müdürlüğünün talebi üzerine silindiği, noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu belirlendiğine göre; 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesi hükmü gözetildiğinde, paydaşlardan hazine tarafından davalıya verilen tapu tahsis belgesinin hukuki değer taşımayacağı ve sahibine taşınmazda tasarruf yetkisi vermeyeceği kabul edilmelidir. Nitekim, tapudaki tahsis şerhinin hazine tarafından sildirilmiş olması da bu hususu doğrular niteliktedir. Öyle ise davalının çekişmeli taşınmazı işgalinin haklı bir sebebe dayalı olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy