(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Zübeyde Gür'ün tek mirasçısı olduğunu, murisin kardeşi olan davalı Mehmet'in murisin temyiz kudretinin zayıflığından da yararlanarak aldığı vekaletname ile 2863 ada 88 parseldeki 4 adet daireyi akraba ve tanıdıklarına muvazaalı olarak temlik ettiğini, devirler karşılığında murise herhangi bir bedel ödenmediğini, açılacak iptal- tescil davasının sonuçlarından kurtulmak için taşınmazların birkaç kez eldeğiştirdiğini, Mehmet'in vekalet yetkisini de kötüye kullandığını, diğer davalıların muvazaalı işlemleri bildiklerini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, davalılardan iyiniyetli olanlar bulunması halinde bedelinin davalı Mehmet'ten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar Mümtaz, Durmuş ve Mecit hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, dosyada mevcut bilirkişi raporu ve tanık beyanlarına göre, miras bırakan Zübeyde'nin akit tarihleri itibarı ile ehliyetli olduğu ve temliklerin de bizzat miras bırakan tarafından yapıldığı anlaşıldığından, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iddiaya gelince; çekişme konusu 88 parsel 5 ve 7 no'lu bağımsız bölümlerin bizzat miras bırakan tarafından 3. kişi durumunda bulunan davalı Vesile ve Meral'e bedel karşılığı yapılan satışların muvazaalı olmadığı, gerçek bir satış olgusuna dayalı bulunduğu anlaşıldığına göre davacının bu parsellere yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, 4 no'lu bağımsız bölümün miras bırakan tarafından önce kardeşi olan davalı Mehmet'in komşusu Mecit'e, Mecit'in Mehmet'in muhasebecisi Durmuş Ali'ye, onun da taşınmazın intifa hakkını miras bırakana, çıplak mülkiyetini ise miras bırakan ile birlikte yaşayan davalı Ahmet'e aktarıldığı; 8 no'lu bağımsız bölümün miras bırakan tarafından önce kardeşi davalı Mehmet'e, onun ise iş ortağı Mümtaz'a, Mümtaz'ın Mehmet'in oğlu dava dışı Ahmet'e intikal ettirildiği, Ahmet'in de miras bırakanın ölümünden 17 gün önce aynı apartmanın alt katında oturan davalı Şerife'ye temlik ettiği, anlaşılmaktadır. Ancak davalı Şerife'nin eşinin temlikten önce taşınmazın çekişmeli olduğunu bildiği dava açılacağı konusunda uyarıldığı, buna rağmen davalı Şerife'nin taşınmazı aldığı, tanık anlatımları ile sabittir bu sebeple taşınmazın temlikindeki muvaza olgusunu bilebilecek konumda olduğu ve Türk Medeni Kanununun 1023 maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, anılan bağımsız bölümler yönünden tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy