(3402 S. K. m. 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastro sırasında davalı adına tescil edilen 52 parsel sayılı taşınmazın zemin itibariyle taşlık-kayalık olduğunu; imar-ihya edilmediğini;şahıs mülkiyetinin mümkün bulunmadığını belirtip, tapusunun iptaliyle hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, 52 parselin tapu kaydının henüz oluşmadığı gerekçesiyle "mahkemenin görevsizliğine" karar verilmiştir. Karar, davacı hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 186 ada 52 parsel sayılı 12049.48 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Kadastro Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın görev nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden özellikle, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen Erdemli Kadastro Mahkemesinin 1995/1556 Esas ve 1995/1240 karar sayılı dava dosyasından; çekişmeli, taşınmazın Zeynep Özdebir adına kadastroca tespit edildiği, askı ilan süresi içinde H.İbrahim Duman ve arkadaşları tarafından Cennet Kahraman aleyhine Kadastro Mahkemesinde açılan ve müstakil hak talebiyle hazinenin de müdahale ettiği davanın Kadastro Mahkemesince, asıl davanın husumet nedeniyle reddedildiği ve hazine yönünden de usulüne uygun açılan bir dava olmadığından müdahale talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle reddedildiği ve Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 21.7.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, kadastral tutanaklarda belirtilen haklara karşı askı ilan süresi içinde açılan davalara bakma görevi 3402 Sayılı Yasanın 25. maddesi gereğince Kadastro Mahkemelerine aittir. Nevar ki, askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde açılan dava husumet nedeniyle reddedilerek kesinleşmiş, Hazinece askı ilan süresi geçtikten sonra eldeki bu dava açılmış bulunmaktadır.
O halde, Kadastro Mahkemesinde taşınmazın mülkiyetiyle ilgili derdest bir dava bulunmadığı gözetilerek, hazinenin 27.1.1997 tarihinde açmış olduğu eldeki davanın genel mahkeme sıfatıyla çözümlenmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle çekişmeli parselle ilgili Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesi, sicile geçmesinin temin edilmesi, ondan sonra iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin toplanması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün HMUK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy