(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 137 ve 116 parsel sayılı taşınmazlarına komşu parsel maliki davalının haksız müdahalede bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi, ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacı taşınmazlarına elatmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 137 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle 116 parsel yönünden davalının elatmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yerbırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olayda yukarda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde bir araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez Hükme esas alınan 25.3.2004 tarihli rapor ve krokinin de hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılarak konunun uzmanı kişilerce ve yeterli araçlarla iddianın araştırılması, taraflar arasında önceden görülen Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1998/1042 esas sayılı dava münasebetiyle yapılan saptamalarla eldeki dava dolayısıyla düzenlenen rapor ve krokiler arasındaki çelişkilerin giderilmesi, ondan sonra karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy