(4721 S. K. m. 705) (818 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalının kardeşi olan Sami'den borç para alıp ödeyemediğini; bunun üzerine Sami'nin kendisini ailesinin başına çok kötü şeyler gelebileceği" şeklinde tehdit ettiğini; bu tehditlerden korkup çok zor durumda kaldığını ve bu halde iken davaya konu taşınmazını değerinin çok altında davalıya sattığını ileri sürerek gabin hukuksal nedenine dayalı olarak taşınmaz tapusunun iptaline ve adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.12.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Besim Yücel geldi davetiye teblige rağmen temyiz edilen vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden kayden davacıya ait bulunan 1 parseldeki 1 nolu bağımsız bölüm vasıflı taşınmazın 3.12.1999 tarihli akitle, 2.500.000.000.TL.bedelle davalıya satış yolu ile temlik edildiği görülmektedir.
Davacı bu temlikin zorda kalması nedeniyle yapıldığını ve gabin ile illetli olduğunu ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere;sözleşmenin gabin nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki nisbetsizliğin, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek, istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmağa, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış Borçlar Kanunun 21. maddesi ile aynen"bir akitte ivazlar arasında açık bir nisbetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin mutazarrırın muzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise mutazarrır bir sene zarfında akti feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir" hükmü getirilmiştir.
O halde, gabin den söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı nisbetsizlik yanında bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki subjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı verir.
Hemen belirtmek gerekirki gabin davasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde mutazarrırın kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü pisikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani subjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.
Somut olaya gelince; öncelikle dava dilekçesindeki anlatımdan, davacının çekişmeli taşınmazı 3.500.000.000. TL. bedelle davalıya sattığını, bunun 1.500.000.000.TL.sının davalının kardeşinden aldığı borca sayıldığını; kalanının da dava dışı Sami ve Mehmet'e borç olarak verildiğini ileri sürdüğü görülmektedir.
Bir başka kişiye borç para verme olanağına sahip olan birinin muzayaka halinde bulunduğu söylenemez.
Öte yandan, davacı yargılama safahatında dava dışı kişilerin kendisinden zorla çek aldıklarını; bunların ödenmesi bakımından darda kaldığını ileri sürmüşse de, böyle bir ilişkinin varlığı kanıtlanmış değildir.
Hal böyle olunca, taraflar arasındaki satış aktinde gabinin sübjektif unsurunun bulunmadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.NUN 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400.000.0000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy