(4721 S. K. m. 2, 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 953 ada 9 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, özel parselizasyona tabii tutulduğunu; davalının 13 ve 14 nolu özel parsellerini işgal etmek suretiyle elattığını ileri sürerek; elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu taşınmazda pay satın aldıktan sonra üzerine ev yaptırdığını ancak bu payını dahili davalıya sattığını ve zilyetliğini devrettiğini taşınmazla ilgisinin kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı, davalıdan pay satın alarak kullandığı yeri de teslim aldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, özel parselasyona göre 13 ve 14 nolu özel parsellerin davacı payına düştüğü ve davalı Fadime'nin 14 nolu özel parselin B ile gösterilen bölümüne, dahili davalı Hamit'in ise 13 nolu özel parsele elattıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı F. Kuyucu ve dahili davalı H. Durmaz tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 953 ada 9 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, anılan taşınmazın davanın taraflarıyla birlikte çok sayıda paydaşının bulunduğu anlaşılmaktadır. Öyle ise çekişmenin Medeni Yasanın paylı mülkiyete ilişkin hükümlerinin uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağından kuşku yoktur.
Bilindiği üzere paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere MK. nun 706, BK.nun 213, TK. nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, akde vefa kuralının yanında MK. nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, MK. nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; çekişmeli taşınmaz bakımından dosyaya sunulan özel parselasyon haritasının taşınmazın bir bölümü ve bir kısım paydaşları için oluşturulduğu; ne var ki uygulama yeterliliğine sahip olmadığı ve paydaşların taşınmazdaki mülkiyet durumunu açıklıkla ortaya koyar nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davacının anılan taşınmazda kullanımına bırakılan bir yer bulunup bulunmadığı, intifadan men edilip edilmediği de saptanmamıştır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek belirtilen olgular da dikkate alınmak suretiyle gerekli araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturmayla karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalı ve dahili davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy