(4721 S. K. m. 661, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Vekili, müvekkilinin Çeşme İlçesi, Sakarya Mahallesi, 5675 Ada, 5 parselde yer alan villanın maliki olduğunu, 6 nolu parselde bulunan villa maliki olan davalının kendi taşınmazı içerisinde diktiği ağaçların deniz manzarasını ve kuzey rüzgârını kestiğini ileri sürerek, dikilen ağaçların kesilerek veya görüş alanını engellemeyecek şekilde kısaltılarak el atmanın önlenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı Vekili, deniz manzarasının ve kuzey rüzgârının kesildiği yolundaki iddiaların yerinde olmadığını, her iki villanın da deniz manzarasının olmadığını, müvekkilinin taşınmazı sınırları içerisinde diktiği ağaçların Medeni Kanunun 661. maddesi anlamında taşkınlık sayılamayacağını belirterek haksız ve dayanaktan yoksun açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının İmar Yasasına ve Komşuluk hukukuna aykırılık sayılacak bir el atmasının olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi İ. Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; bilirkişi raporuna göre, tarafların komşu parsel maliki oldukları, davalının kendi mülkiyet alanı içerisine diktiği limon servilerinin sadece hava akımını kısıtladığı, taşınmazların denize uzaklığına göre deniz manzarasının kesilmediği anlaşılmakla birlikte, bu durumun, komşuluk hukuku bakımından hoşgörü sınırını aşacak sonuç doğurup doğurmayacağı ilişkileri çekilmez hale getirip getirmeyeceği açıklanmadığı gibi zarar var ise bunun giderimi için ne gibi önlem veya önlemlerin alınması gerektiği hususu da saptanmamıştır.
Hal böyle olunca, uzman bilirkişi aracılığıyla yukarıdaki ilke ve olgulara göre araştırma ve inceleme yaptırıp zarar doğup doğmadığının, zarar doğmuşsa alınacak önlemlerin nelerden ibaret olduğunun saptanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmaya gerektirdiğinden davalının temyiz itirazlarının kabulüyle,
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy