(4721 S. K. m. 683, 725)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 5 parsel sayılı taşınmaza 4 parselin maliki olan davalıların taşkın inşaat yaparak ağaçlar dikerek, yol şeklinde kullanılarak ve arsasının cephesine doğru kapı ve pencereler açarak elattıklarını;ayrıca davalıların taşkın olarak yaptıkları yapıdan akan suların evine zarar verdiğini ileri sürerek davalıların bu şekilde oluşan elatmalarının önlenmesine, yapılanların yıkımına, fidanların sökülmesine, kapı ve pencerelerin kapatılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, iyiniyetle yapılandıklarını;inşaatlarının davacı taşınmazına taşkın olan bölümünün uygun bir tazminat karşılığı 5 parselden ifraz edilerek ve kendilerine ait 4 parsele eklenerek adlarına tescili gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısman kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.12.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hüseyin vekili Avukat Kürşat Karacabey ile yine temyiz eden Zekiye vekili Avukat A.Rıza Uca geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Davalı, savunma yolu ile temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, taşkın yapıya ve komşuluk hukukuna ilişkin isteklerin reddine; taşkın kısım bakımından savunma yolu ile getirilen isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazların bulunduğu yerde Tunceli Belediyesince 775 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapılan imar düzenlemesi sonucu 196 ve 197 parsellerin oluştuğu, bilahare 1986 yılında aynı yerde yapılan kadastro çalışmaları ile anılan imar parsellerinin 4 ve 5 sayılı kadastro parsellerine dönüştürüldüğü;bunlardan 5 parselin davacı, 4 parselin ise davalı adına tescil edildiği ve onlara ait olduğu görülmektedir. Burada üzerinde durulması gereken en önemli husus önceden belediyece yapılan imar düzenlemesindeki hak ve mülkiyet durumunun kadastro parsellerine aynen yansımış olmasıdır. Diğer bir anlatımla 1971 yılındaki imar parselleri çap kayıtlarıyla 1986 yılındaki yapılan kadastroda saptanan parsel hudutlarının aynı olduğudur.
Davalıların imar parselini edindikten sonra 1976 yılında aldıkları inşaat ruhsatı ile halen tecavüzlü (5 parsele) bulunan yapıyı inşaa ettikleri anlaşılmaktadır. Öyle ise sonradan kadastral parsele dönüşen çap kayıtlarının ihlalinin kadastral uygulama ile oluşmadığı açıktır. Böyle bir yapılaşmada davalının iyiniyetinden de söz etme olanağı yoktur. Tecavüzlü yapı bakımından mahkemece Tunceli Belediyesine yazılan yazıya verilen cevapta tecavüzlü kısmın imar mevzuatına göre ifrazının mümkün olmadığı da belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 725, maddesi gereğince taşkın kısmın temliken tesciline hükmedilebilmesinin öncelikli koşulu iyiniyetli yapılaşmadır. Böyle bir halin varlığı durumunda dahi, imar düzenlemelerine göre taşkın kısmın bölünmesinin (ifrazının) olanaksızlığı, anılan yasa hükmü gereğince tescili imkansız kılar. Diğer taraftan açıklanan bu tür koşulların bulunması halinde hakim ifrazen tescile yahut taşkın bölüme isabet eden yer bakımından irtifak hakkı tesisine karar verebilir. Mahkemece kurulan hüküm, davalıya davacı taşınmazında pay vermesi yönüyle de belirtilen yasal düzenlemeye aykırıdır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne, elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temlik davacılarının temyiz istemlerinin reddine; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davacı vekili için 400.000.000 TL.duruşma avukat parasının diğer temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy