(634 S. K. m. 3, 6, 33) (4721 S. K. m. 1027) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Dava, 1570 ada, 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan kat mülkiyeti kurulmuş ana yapıdaki (1) nolu bağımsız bölümün eklentisi niteliğindeki deponun bu bölümün sicil kaydından terkini ile davacının (8) nolu bağımsız bölümüne ilave edilmek suretiyle kaydının düzeltilmesi isteğinden ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, özellikle sicil kaydından, çekişme konusu depo niteliğindeki eklentisiyle birlikte 90/523 arsa paylı (1) nolu bağımsız bölümün davacıya, 120/523 arsa paylı (8) sayılı bağımsız bölümün ise, davalıya ait olduğu, bu yerin davacının 20.5.1998 tarihinde, davalının da 28.2.2000 tarihinde satın almak suretiyle kayden edindikleri, ana yapıdan önce kat irtifakı kurulduğu ve son kat mülkiyetine geçildiği, 9.3.1989 tarihli olup sicile yansımayan 9.3.1989 tarihli tadilat inşaat projesi ile (1) nolu bağımsız bölümün depo olan eklentisinin (8) nolu bölüme bağlanarak bağımsız bölümlere yeniden arsa payı belirlendiği, buna göre (1) nolu bölümün arsa payının 90/523 i iken 40/523, (8) nolu bölümün 120/523 olan arsa payının da arttırılarak 170/523'e çıkarıldığı, ancak tadilat projesine göre sicilde infaz sağlamadığından eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, sicilde yapılacak mülkiyet değişikliği gerektirir nitelikteki düzeltmelerin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabileceği (MK m. 1027) tartışmasızdır.
Davadaki istek bir bağımsız bölümün bütünleyici parçası olan (634 S.K.m.6) eklentisinin sicil kaydının terkini ile davacıya ait bağımsız bölüme ilavesi ve böylece kaydın düzeltilmesi olduğuna göre, yapılacak bir düzeltme ve değişikliğin eklentinin mülkiyetinin el değiştirmesi yanında, bağlı olduğu önceki bağımsız bölüm ile sonradan bağlandığı bağımsız bölümün arsa paylarının da azalması yada çoğalmasına neden olacağı açıktır. Zira, bir bağımsız bölüme arsa payı tahsis edilirken eklentisinin değeri ile bağımsız bölümün ederi toplamının bağımsız bölümün arsa payının tayin ve teşkilinde esas alınacağı kuşkusuzdur. (634 S.K.m.3)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2.2.1977 gün, 1976/5-1988 esas, 1977/105 karar sayılı, keza 18.2.1977 gün 1976/5-3465 esas 1977/172 sayılı kararlarında açıkladığı üzere, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 2814 Sayılı Yasa ile 1983 tarihinde (Ek 1) madde ilavesinden önce somut olayda olduğu gibi arsa payının düzeltilmesi sonucunu doğuran isteklerin aynı mahiyette bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu ve değere göre bu davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği içtihat edilmişken sonradan (1983) yürürlüğe giren 2814 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle ve 634 Sayılı Yasaya eklenen (Ek 1) maddesi ile "bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Mahkemelerinde çözümlenir" hükmü ile yeni bir yasal düzenleme getirilmiştir. Buna göre Kat Mülkiyeti uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlık ister yönetimden, ister 634/33. madde kapsamına giren işlerden, ister devir mecburiyeti veya arsa payının düzeltilmesi isteminden veyahut ayni hakka dayanan bir anlaşmazlıktan doğsun, tüm bu davaların görülmesinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Öte yandan, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kalan bir dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanamaz. Böyle bir durumda HUMK.nun 7. maddesinin 2. fıkrasının uygulama yeri yoktur. Yasa hükmü özel mahkeme olarak Sulh Mahkemesini göstermiş olup, hüküm kamu düzeniyle ilgilidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.3.1983 günlü 1983/5-99 esas, 260 sayılı kararında "özel mahkeme olarak Sulh mahkemesi gösterilmişse, Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakamaz" denilmek suretiyle konuya açıklık getirilmiş bulunmaktadır. Ancak, bu kuralın bir istisnası olarak 2814 Sayılı Değişiklik Yasasının Geçici 2. maddesiyle kanunun yürürlük tarihi olan 1983 tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemelerine açılmış olan davaların bu mahkemelerce sonuçlandırılacağı görülmüştür.
Diğer taraftan, görev kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.
Hal böyle olunca, çekişmenin 634 Sayılı Yasadan kaynaklanması nedeniyle, davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere çekişmenin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Davalı vekilinin temyizi yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy