(3402 S. K. m. 14, 17, 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine vekili, kadastroda davalılar adlarına tescil edilen 1424150 m2 alanlı 167 parsel sayılı taşınmaza uygulanan kök tapu kaydının miktarının 1000 m2 olup genişletilmeye elverişli sınırlar taşıdığını;buranın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek 167 parselin dayanak tapu miktarı olan 1000 m2 den fazlasının tapusunun iptaliyle hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, sabit bulunan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.12.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Abdullah ... vekili Avukat Nevzat Milanoğlu ile temyiz edilen hazine vekili Avukat Gülderen Şahin geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edenler gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi N.Semra Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; öncesi 1281 tarih ve 30 nolu kayda dayalı çekişmeli taşınmazın 1951 tarih ve 6 nolu tapu ve 1000 m2 çayır niteliği ile davalıların miras bırakanının bayiine ait iken, 1952 yılında satış yolu ile adı geçene intikal ettiği ve 1952 tarih 1 nolu tapu ile adına tescil edildiği;daha sonra miras bırakan Mahir'in ölümü üzerine mirasçıları tarafından açılan hasımsız mesaha tashihi davası ile Muradiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.9.1971 tarih ve 1971/517-243 sayılı kararı uyarınca miktarının 1.424.000 m2 olarak arttırıldığı ve davalılar adlarına tescil edildiği; anılan kaydın 1995 yılında kadastro tespitine tabi tutularak, aynı miktarla 167 parsel sayısı olduğu görülmektedir.
Davalılar adlarına tescil edilen 167 parselin kadastro tespitine 3.kişilerce itiraz edildiği; bu dava görülmekte iken davalılarca 167 parselin bitişiğinde olup miktar fazlası olarak hazine adına tespit gören 168 parsel yönünden açılan davanın 167 parsel bakımından açılan dava ile birleştirildiği;mahkemesince 167 parsele yönelik itirazın reddine; birleşen davadaki 168 parsel yönünden davanın kısmen kabulüne hüküm kurulduğu; söz konusu hükmün temyizi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 7.11.2002 tarih ve 2002/ 10913-10716 sayılı ilamı ile davalılara ait 167 parselin dayanak kaydının hudutlarının değişebilir sınırlar içerdiği; bu hudutlar bakımından tapunun genişletilmeye elverişli ve miktar ile geçerli bulunduğuna değinilerek 168 parsel yönünden açılan davanın reddi gerektiğine işaretle hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır.
Gerek 167 parsele revizyon gören kaydın hudutları, gerekse yukarıda sözü edilen Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin değinilen kararı dikkate alındığında ve 3402 Sayılı Yasanın 20. maddesi hükmü gözetildiğinde, davalıların çekişmeli taşınmaz bakımından revizyon tapusu kaydı miktarı kadar zeminde hak sahibi oldukları tartışmasızdır. Nitekim mahkemece de bu olgu benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur.
Ancak, davalıların 1952 tarih ve 1 sayılı tapu ile miras bırakanlarının çekişmeli taşınmazı edindiği tarihten kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar anılan taşınmazda eklemeli zilyet oldukları da dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Öyle ise 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde öngörülen sınırlamalar dahilinde ve koşulların varlığı halinde dava konusu taşınmaz bakımından zilyetlikle yer edinmeleri gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, keşfen saptanan tapu miktarına ilaveten davalılara 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki sınırlamalar dahilinde bir kısım yerin de ilavesi suretiyle davalı tapusuna kapsam tayini ve buna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400.000.000 TL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy