(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 55 parselde bulunan 4 nolu dairenin, davalının ise 1 nolu dairenin maliki olduğunu ancak 1 nolu daireyi kendisine ait olduğu inancıyla kullandığını, davalının da aynı şekilde davacıya ait daireyi kullandığını ileri sürerek fiili kullanım biçiminin dikkate alınmak suretiyle tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Birleştirilen davada da davalı, davacının kiracısı Vahit aleyhine tapu kaydına dayanarak elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuş, tapu iptal, tescil davasının reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya gerçekte 1 nolu dairenin satıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1 nolu dairenin tapusunun iptaliyle davacı adına 4 nolu dairenin tapusunun iptaliyle davalı Selahattin adına tesciline, birleştirilen elatmanın önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı (Birleşen davanın davacısı) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, 155 ada 55 parsel sayılı taşınmazda birinci kat 4 nolu dairenin kendi adına;bir nolu dairenin ise davalı adına kayıtlı göründüğünü;oysa 1979 yılında o zamanki arsa malikleri ile yüklenici arasında yapılan sözleşmeye göre birinci katta bulunan 4 nolu dairenin arsa sahiplerine ait olacağının bunlardan 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin arsa maliki Erdal'a 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin ise diğer arsa sahiplerine bırakılacağının kararlaştırıldığını, ancak kendisi 1 nolu daireyi satın aldığı ve tasarruf ettiği halde, 4 numaralı daireyi tapuda devir aldığını, davalı Selahattin'in açtığı elatmanın önlenmesi davası ile bu hatanın öğrenildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, elatmanın önlenmesi davası bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece, iptal ve tescil isteğinin kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacı adına 2.3.1989 ; davalı adına ise 7.9.1998 tarihlerinde paya bağlantılı olarak satış suretiyle sicil oluştuğu, davalının da tapu kaydında yazılı olduğu gibi 1 nolu daireyi aldığını;satıcısı Erdal'ın ipotek sorunları nedeniyle temlik işleminin geciktiğini savunduğu, nitekim 4 nolu daire için emlak vergisi tahakkuk etmesi üzerine belediyeye bu dairenin Tahsin (davacı) adına kayıtlı olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere Borçlar Kanununun 23 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve irade bozukluğu iddiasından kaynaklanan hata hukuksal nedenine dayalı iddianın kanıtlanması halinde ancak akdin tarafına akdi bozma yetkisi tanınacağı; hataya düştüğünü ileri sürenin bu durumu nedeniyle yeni bir hak ihdasını isteyemeyeceği, yasal ve yargısal uygulamalar gereğidir. Öte yandan, olayda davalının kayıtlara ve belgelere uygun bulunan savunmasının aksi kanıtlanmamıştır.
Hal böyle olunca, iptal ve tescil davasının reddine, elatmanın önlenmesi davasının ise kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının (birleşen davanın davacısı) temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy