(3533 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kadastro tespiti sırasında davalı idare adına tespit gören 169 parsel sayılı taşınmazın hazineye ait olduğunun kesinleşen hakem kararı ile tespit edildiğini ileri sürerek; tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hakemde görülen davada çekişme konusu 169 parsel sayılı taşınmazın hazineye ait 22.2.1972 tarih 6 sıra nolu tapu kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hakem kararına dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hakemde görülen davada taşınmazın mülkiyetinin hazineye ait olduğunun tespitine karar verildiği gerekçesiyle hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2003/2 esas sayılı dosyada 3533 Sayılı Yasa hükümleri gereğince hakem sıfatıyla bakılarak 5.3.2004 tarihinde 2004/2 sayılı karara bağlandığı, İl Özel İdaresinin itirazının da 2.6.2004 tarihinde reddedildiği, mahkemenin de bu hakem hükmüne dayanarak davacı hazinenin tescil davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 3533 Sayılı Yasa değişikliğe uğramadan önce 5519 Sayılı Yasanın 1. maddesinde öngörüldüğü üzere taşınmazların sicile tescilinde genel mahkemelerin görevli olması hali hariç, 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesi kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşları arasındaki çekişmelerin niteliği ne olursa olsun hakem mahkemesi sıfatıyla çözüme bağlanması gerekmekte idi. Ne var ki, 3.7.2003 tarihinde kabul edilip 19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili çekişmeler bu maddenin kapsamı dışına çıkartılarak çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Bir başka söyleyişle, taşınmazın aynına yönelik çekişmelerde 4916 Sayılı Yasa değişikliği ile hakemin görevi son bulmuştur.
Bilindiği üzere görev kuralı, kamu düzeniyle ilgili olup mahkemelerce davanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır. Öte yandan yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin, özellikle mahkemelerin görevini belirleyen kurulların kesinleşmemiş eldeki davalarda da uygulanacağı açıktır.
Bu hale göre, değinilen açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında hakem kararına yönelik itirazın karara bağlandığı tarihte 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi değişikliğe uğradığından hakem kararının kesinleştiği söylenemez. Öyleyse işin esasına girilerek deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy