(4721 S. K. m. 684) (2981 S. K. m. 10) (3194 S. K. m. 18)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanın kayden paydaşı bulunduğu 374 ada 5 parsel sayılı taşınmaza davalının bina, duvar yapmak ve ağaç dikmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesine, yapıların yıkılarak taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, imar uygulaması ile oluşan dava konusu taşınmaza paydaş olduğunu, iyi niyetle ve imardan önce yaptığı yapıların yıkımının istenemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmaza bina, duvar yapmak ve ağaç dikmek suretiyle müdahale ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen' in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, paylı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu 5 parsel sayılı taşınmazın 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi hükmünün uygulanması suretiyle idari şuyulandırma işlemi ile oluştuğu, tarafların anılan parselde paydaş kılındığı, imar öncesi kadastral parselde hak sahibi olan taraflardan davalının anılan taşınmazda yapısının bulunduğu ve tamamının davalı tasarrufu altında olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Hal böyle olunca, yukarıda ilkeler gözetilmek suretiyle, davalı yapısının rayiç değerinin saptanması, saptanacak bedelin davacı tarafından mahkeme veznesine depo ettirilmesi, tecavüzlü durumun davalı iradesi dışında idari kararla oluştuğu gözetilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması kaydıyla, paya ilişkin elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy