(4721 S. K. m.683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 13 parsel sayılı taşınmazına komşu 12 parseldeki binanın sınırına yapıldığını, davalıya ait 2 nolu bağımsız bölümün taşınmazına bakan kısmına imar mevzuatına aykırı mutfak ve WC. Penceresi açıldığını, pencerelerden gürültü ve koku geldiğini ileri sürerek pencerelerin kapatılması suretiyle elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu binanın 1979 yılında yapıldığını, 1984 yılında imar affı ile iskan verildiğini, yıllardır mevcut şekliyle kullanıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı taşınmazındaki pencerelerin davacının hava sahanlığını kullandığı, davacının gürültü ve kokudan rahatsız olduğu, pencerelerin mevcut haliyle komşuluk hukukuna aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi, pencerelerin kapatılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden davacı ile komşu parsel maliki olan davalının kendi mülkiyet alanı içerisine yaptığı, inşaatın başlangıçta kaçak yapı niteliğinde iken imar affı uyarınca ruhsata bağlandığı böylece imara uygun hale geldiği anlaşılmaktadır. Davacı söz konusu yapıda kendi tarafındaki mutfak ve WC. pencerelerinden yayılan koku ve gürültülerden rahatsızlık duyduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Türk Medeni Kanununun 737. ( eski 661 ) maddesinde de ifade edildiği üzere, herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Bilindiği gibi, çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilke ve olgulara göre araştırma yapılması, özellikle birisi çevre mühendisi olmak üzere oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılıp varsa zararın giderim biçimi yönünden ayrıntılı rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 4.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy