(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, evlatlığı ile birlikte köyde otururken aralarında anlaşmazlık çıkınca İ'de oturan davalı kız kardeşinin yanına gittiğini, evlatlığına olan kızgınlığı ve ona mal bırakmama düşüncesiyle davaya konu 10 parça taşınmazını davalıya bedelsiz devrettiğini, davalının da kendisinin evlatlığına olan kızgınlığından yararlanıp hile ile kandırarak taşınmazları eline geçirdiğini ileri sürmüş, tapuların iptalleriyle yeniden adına tescilini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazların aslında babasından kendisine kaldığını, davacının taşınmazları adına kayıtladığını ve 18 sene kullandıktan sonra geri verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşınmazları hür iradesiyle devrettiğinin muvazaa iddiasının da ispatlanamadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.12.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki bulunduğu 102 ada 3, 103 ada 5, 106 ada 20, 107 ada 6 ve 9, 117 ada 8, 119 ada 21, 123 ada 44, 145 ada 8, 118 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarını 17.4.2002 tarihli resmi akitle tapuda satış suretiyle davalıya temlik ettiği görülmektedir.
Davacı, anılan temlikin kendisine bakılacağı vaadiyle kandırılarak gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinin içeriği ve açıklanan olgulardan davada hile hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. BK'nın 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili ( makable Şamil ) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; temlike dair akitten sonra davalının eşi İsmail ile davacı arasında İ. Noterliğinde düzenlenmiş 23.5.2002 tarihli işlemle, adı geçenin İ. deki dairesini ölene kadar yararlanması için davacıya tahsis ettiği, eldeki davanın açılmasından sonra davalının eşi tarafından davacı aleyhine geçmiş döneme yönelik olarak bakım yapıldığından söz edilip bakım karşılığı alacağın tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır.
Belirtilen bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendiğinde; davacının malvarlığının tamamına yakın bölümünü davalıya devretmesinin makul ve geçerli bir nedene dayanmadığı, satış işleminin davacıya bakılacağı vaadiyle kandırılması suretiyle gerçekleştirildiği sonucuna varılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu reddedilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy