(3402 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, kadastroca davalılar adına tespit edilen 116 ada 1 parselin dayanak tapu kaydındaki miktarı 27 570 m2 olduğu halde 113 149 m2 olarak tespit gördüğünü, tapuda doğu sınırı kayıp ve yitik kişi okumakla gayrisabit sınırlı olduğunu ileri sürüp tapu kaydının miktar fazlası olan kısmının iptali ile Hazine adına tesciline ve davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz içinde firari kişilerden kalma yer bulunmadığı, parselin tamamında davalıların murisi Hüseyin Pala'nın 50 yıllık zilyet ve tasarrufunun bulunduğu, ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu miktar fazlasının iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davalıların miras bırakanına ait 17.10.1969 tarih 21 nolu tapu kaydına dayanılarak kadastroca miras bırakan Hüseyin Pala adına 113.149 m2 miktarı ile tespit ve tescil edildiği, kaydın 17 parsele de revizyon gördüğü ve aynı kişi adına tespite konu edildiği görülmektedir.
Davalıların tespit dayanağı tapu kaydının doğu sınırında kaçak-yitik kişilere ait yer bulunduğu, bu kişilere ait yerlerin kadastro öncesi hazinece 3. kişilere satıldığı, daha sonra 116 ada 2 parsel sayısını alan bu yerin miktar fazlası olan bölümünün köy orta malı niteliği ile tapuya kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, kaçak-yitik kişilere ait olup da Hazinece 3. kişilere satılan yer bakımından dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazın belirtilen hududu yönünden genişleme imkanının ortadan kalktığı düşünülebilir ise de, aynı sınırda yer alan "köy orta malı" dikkate alındığında bu yönde genişleme olabileceği tartışmasızdır. Öyle ise tespite esas tapu kaydının kapsamının 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21/1 maddesi hükümleri uyarınca miktarı ile geçerli olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalılara ait kaydın aynı zamanda dava dışı 17 parsele revizyon gördüğü de gözönünde bulundurularak, tapuya miktarı ile geçerli kapsam tayin edilmesi, kapsam dışı yer yönünden davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy