(818 S. K. m. 517)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, adına kayıtlı ve üzerinde beş katlı bina bulunan 1746 parsel sayılı taşınmazının 1/2'sini dava dışı oğlu Selahattin'e 1/2'sini diğer oğlunun karşı davalı Ayşe'ye bakıp gözetme şartıyla devrettiğini, davalı Ayşe'nin bakım görevini yerine getirmediğini, ayrıca çekişmeli payı diğer davalılar olan oğulları Ahmet ve Hakan'a devrettiğini ileri sürerek anılan 1/2 payın iptaliyle adına tescilini istemiştir.
Davalılar, bakım görevinin yerine getirildiğini, ayrıca davanın, davacının oğlu Selahattin'in baskısı ile açıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, bakım borcunun yerine getirilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.12.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili avukat A. Erusta ile temyiz edilen A. Kaya geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi M. Ataker'in tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ölünceye kadar bakım akdinden kaynaklanan bakım görevinin yerine getirilmediği iddiasına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 1746 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının 12.5.1993 tarihli resmi akitle davacı tarafından ölünceye kadar bakıp gözetme şartıyla davalıya temlik edildiği görülmektedir.
Davacı, davalının akit gereklerini yerine getirmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim söz konusu sözleşme BK. nun 511. maddesinde, kaydı hayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartıyla bir mamelek yahut bazı malların temlikini iltizam etmesinden ibaret olan bir akit olarak tarif edilmiştir.
Anılan yasanın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerin de belirtildiği gibi ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Hemen belirtmek gerekir ki, bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikametini temin etme yanında, besleme giydirme hastalığında hekime götürüp, gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu içtimai mevkiine ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır. Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları BK.nun 517. maddesinde açıklanmış sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa, ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan her birinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması halinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili (makable şamil) olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir.
Öte yandan, BK.nun 517/son maddesi hükmüne göre; Hakim mukaveleyi feshedecek yerde, iki taraftan birinin talebi ile yahut re'sen artık birlikte yaşamalarına nihayet verip buna mukabil alacaklıya kaydı hayat ile bir irat tahsis edebilir.
Uyuşmazlığın değinilen hüküm (BK.nun 517/son maddesi) uyarınca çözüme bağlanması; bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı ya da büyük ölçüde sınırlandığı haller için düşünülmelidir. Bunun yanı sıra, takdir edilecek irat, yanların özel ve ekonomik durumlarına uygun ve adil olmalıdır.
Somut olaya gelince; bakım borçlusu davalının bakım alacaklısı davacının oğlunun eşi olduğu, aynı çatı altında birlikte yaşayan davalının davacıya ve karısına yaklaşık 25 yıl süreyle baktığı ve akit gereklerini yerine getirdiği, ancak davadan bir süre önce müşterek haneyi terk ettiği sabittir. Ne var ki bu terk olayında dolayısıyla bakım borcunun davalı tarafından yerine getirilemeyişinde doğrudan davalıya atfı kabil, ağırlıklı bir kusurun bulunmadığı, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Belirlenen bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki çekişmenin Borçlar Kanununun 517/son maddesi hükmü gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400.000.0000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy