(818 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, 20 parsel sayılı taşınmazın muris A. Ugay adına kayıtlı iken davalının murisin müzayaka halinde olmasından istifade ederek taşınmazı çok düşük bir bedelle adına temlik ettirdiğini ileri sürerek iptal ve payları oranında adlarına tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, murisin satış işlemini müzayaka halindeyken yaptığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi N. S. Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davada gabin hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; sözleşmenin gabin nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki nispetsizliğin, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek, istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmağa, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış Borçlar Kanunun 21. maddesi ile aynen bir akitte ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin mutazarrırın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise mutazarrır bir sene zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir hükmü getirilmiştir.
O halde, gabin den söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı nispetsizlik yanında bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı verir.
Hemen belirtmek gerekir ki gabin davasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde mutazarrırın kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.
Somut olaya gelince; davacıların miras bırakanı Ahmet'in çekişmeli 20 parsel sayılı taşınmazını 2.000.000.000 TL. bedelle davalıya 3.1.2003 tarihinde temlik ettiği anlaşılmaktadır. Temlikten sonra murisin davalı ile birlikte yaşadığı ve kendisine bakıldığı da dosya kapsamı ile sabittir.
Belirlenen bu olgular ve tüm dosya içeriği yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde özellikle gabinin sübjektif unsurunun olayda gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı yoktur. İşlemin iradi ve geçerli bir hukuki sebebe dayalı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy