(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı hazine, kadastro tespiti ile davalılar adına tescil edilen taşınmazların dayanak tapu kaydının gayri sabit sınırlı ve genişletmeye elverişli bulunduğunu miktar fazlasının hazineye ait olduğunu ileri sürerek, tapuların iptali ve hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ö. Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı hazine, çekişmeli taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarıyla geçerli bulunduğunu ve dava konusu taşınmazları kapsamadığını ileri sürerek, 215, 216, 217 ve 218 parsel sayılı taşınmaz tapularının iptaliyle hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden kayden davalıların murisine ait bulunan 1329 tarih 1 nolu tapu kaydının kadastroca eldeki davaya konu edilenlerle birlikte başkaca parsellere de revizyon gördüğü ve söz konusu taşınmazların davalılara intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, önceden verilen kararın bozulmasına dair olup, hükmüne uyulan bozma ilamında aynı yer Kadastro Mahkemesinde görülen 1978/959 esas sayılı yine hazine tarafından davalılar aleyhine eldeki davada konu edilenler dışındaki 219, 220 ve 221 parseller bakımından verilecek karar ile dayanak tapu kaydına kapsam belirleneceğine değinilerek anılan dava sonucunun beklenmesi gereğine işaret edilmiştir.
Nitekim söz konusu davanın sonuçlanıp kesinleştiği ve dayanak 1 nolu tapu kaydına kapsam tayin edildiği anlaşılmaktadır. Öyle ise; mahkemece yapılacak iş, Kadastro Mahkemesinde görülen davada verilen hükümle davalılara bırakılan taşınmazların miktarlarına bunun dışında davalıların senetsizden mülk edinme koşullarının oluştuğu gözetilerek 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki sınırlamalarda dikkate alınarak, anılan miktarların aşıldığı saptandığı takdirde aşan yer bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy