(4721 S. K. m. 1025)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1874 sayılı parselin hazine adına kayıtlı iken açtığı iptal tescil davası sonunda 6875 m2'lik kısmın adına tesciline karar verilip kesinleştiğini, ancak davalılar İdris ve Şükrü'nün daha önce açtığı kesinleşen kararlarla da aynı yerin onların adına tesciline karar verilmesi nedeniyle kendi hükmünü infaz ettiremediğini ileri sürerek taşınmazın tapusunun iptali ile payları oranında kendisi ve davalılar adına tescilini istemiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yolsuz tescil şartlarının bulunmadığı, aynı yerle ilgili kesinleşmiş ilamlar oluşmasının iade-i muhakeme sebebi sayılabileceği ancak davanın bu sebeple açılmadığı, kaldıki bu yöndeki sürenin de geçtiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ateker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ile davalılar İdris ve Şükrü'nün 1989 yılında hazine aleyhine ayrı ayrı dava açtıkları davalarla çekişmeli taşınmazın 4753-5618 Sayılı Yasalara göre kendilerine dağıtıldığını ileri sürüp iptal-tescil istedikleri, yargılamalar sonunda her üçünün davasının da kabul edilerek 6875'er m2'lik kısımların adlarına tesciline karar verildiği, davalılar lehine verilen kararların daha önce kesinleşip tapuda infazının sağlandığı, ancak davacının davasının daha sonra kesinleşmesi ve kendisi adına tesciline karar verilen kısım ile davalı İdris adına tescil edilen kısmın taşınmazın aynı bölümü olması nedeniyle tapuda infazın gerçekleştirilemediği ve eldeki uyuşmazlığın doğmasına yol açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar, hazine aleyhine açtıkları yukarıdaki anılan davalarda birlikte yer almadıklarından, verilen hükümlerin birbirleri yönünden bağlayıcı bulunduğu söylenemez. Diğer taraftan iddianın ileri sürülüş biçimine göre davada HUMK.nun 445 maddesinde belirtilen bir neden de yoktur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, hakkın özüne inmek ve taraflardan hangisinin üstün hakka sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Dosyada mevcut dağıtıma ait yer gösterme tutanaklarında davacı ve davalı Şükrü'ye yalnızca çekişmeli 1874 parselden 6875'er m2'lik yer verildiği davalı İdris'e ise çekişmeli 1874 parsel ile dava dışı 1500 parsellerden toplam 10978 m2 yer verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, öncelikle dağıtım belgelerinin eksiksiz olarak dosyaya getirtilmesi için ilgili mercilere yazı yazılması dava dışı 1500 sayılı parselin tesisinden itibaren tedavüllü kayıtlarının istenilmesi davalı İdris'e dağıtımda bu taşınmazdan yer verilip verilmediğinin, verilmişse ne kadar yer verildiğinin saptanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2004, peşin harcın temyiz edene iadesine, 10.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy