(1086 S. K. m. 297)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu taşınmazları müşterek miras bırakanları İsmail Güvenç'e ait iken davalıların kendisini ketmederek üzerlerine intikal ettirdiklerini ileri sürerek tapularının iptali ile payı oranıda adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, yargılama aşamasında ibraz ettikleri 9.2.1997 tarihli belge ile davacının miras hakkından feragat ettiğini söylemişlerdir.
Mahkemece, davacının miras bırakan İsmail Güvenç'in mirasçısı olduğu ve 9.2.1977 tarihli belgenin geçerli bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, toplulaştırma sonucu 135 ada 2 nolu parsele dönüşen taşınmazın tapusunun iptali ile hisseleri oranında taraflar adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı İsmail oğlu Ahmet tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmekle, Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ketmi verese iddiasına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre davaya konu 1 ila 15 ve 17 nolu kadastral parsellerde miras bırakan İsmail Güvenç'in 1440/23040 payı mevcut iken davacı dışındaki mirasçıları adına intikal gördüğü, aralarında pay satışlarının yapıldığı, daha sonra taşınmazların toplulaştırma işlemine tabi tutulduğu davacının da aynı miras bırakanın mirasçısı olduğunun dosya arasındaki dava dosyalarıyla saptandığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, savunmasında 9.2.1977 tarihli ve ihtiyar heyeti tasdikli belge ile davacının miras hakkından vazgeçtiğini beyan etmiştir. Taşınmazların bulunduğu yer muhtar ile ihtiyar heyetince onaylanan ve şahitlerce imzalanan bu belgenin HUMK.'nun 297. maddesi anlamında geçerli bir belge niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı, anılan belgedeki parmak izini inkar etmiş, mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle belgedeki parmak izinin davacıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesiyle kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespit edilmesi, davacıya ait olduğu saptandığı takdirde davanın reddedilmesi, aksi halde davaya konu 1 ila 15 ve 17 sayılı parsellerin tüm tedavül kayıtlarının getirtilmesi, miras bırakanın bu taşınmazlardaki payının toplulaştırma sonucu hangi parsel ya da parsellere gittiğinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy