(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 931 parsel sayılı taşınmazının 500 m2'lik bölümüne davalıların el attıklarını ileri sürerek el atmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, dava konusu taşınmaza herhangi bir tecavüzlerinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 931 parselin 105 m2'lik kısmına davalıların keşfen saptanan el atmalarının önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Ali tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olaya gelince, mahallinde yapılan uygulama sonucu bilirkişinin çelik metre ile ölçüm yaparak rapor tanzim ettiği ve mahkemece bu rapora değer verilmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden uygulama yapılarak, yukarıda değinilen ilkeleri karşılar biçimde araştırma ve inceleme yapılması, bilirkişiden keşfi izlemeye olanaklı krokili rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy