(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, mal satma ihtiyacı bulunmayan miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla 6 parça taşınmazını satış suretiyle davalılara devrettiğini, davalıların onun yaşlılığından faydalanıp devri sağladıklarını ileri sürüp, tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında adlarına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldıklarını, miras bırakanın başka taşınmazlarının da olduğunu ve onun biçerdöver borcunu ödediklerini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak önceden verilen kararın Dairece; "yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir" gerekçesi ile bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar H. Dağ, H. Tokmak ve Z. Tokmak ile davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi E. Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakanın 357 ve 497 parsel sayılı taşınmazlarını 19.11.1982 tarihli akitle davalılardan Ali'ye; 86, 241 ve 259 parsel sayılı taşınmazlarını 28.06.1989 tarihli akitle davalı Alican'a satış yolu ile temlik ettiği; 496 parsel sayılı taşınmazın ise murisin satışından bahisle senetsizden 10.12.1981'de kesinleşen kadastro tespiti ile davalı Ali adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan incelemeden çekişmeli taşınmazların davalılara intikalinin bedelsiz muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Öyle ise, bu olgu benimsenmek suretiyle davanın kabulü kural olarak doğrudur.
Davalı Alican'ın temyiz itirazları yerinde değildir reddine.
Ancak; davaya konu 496 parselin tapuda kayıtlı olmadığı, senetsizden davalı Ali adına tespit edildiği sabittir. Niteliği bu suretle belirlenen söz konusu taşınmaz yönünden olayda 01.04.1974 tarih, 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Anılan taşınmaz bakımından tapu iptal davasının dinlenme olanağı bulunmadığı gözetilmelidir. Ne var ki, dava tapu iptal ve tescil isteği yanında tenkis isteği de mevcuttur. Bu durumda 496 parsel sayılı taşınmaz yönünden koşulların varlığı halinde tenkise hükmedilmek üzere gerekli araştırmanın yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasında isabet yoktur. Bu taşınmaz yönünden davalı Ali'nin temyiz itirazı yerindedir.
Öte yandan; davaların H. Tokmak, İ. Tokmak, H. Dağ ve Zeynep Tokmak tarafından açıldığı görülmektedir. 1989/306 esas sayılı dava yönünden önceden verilen hüküm sadece davacılardan İ.'e pay verilmek suretiyle kurulmuştur. Diğer davacılar yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm söz konusu değildir. Davacı İ. dışındaki davacıların hükmü temyiz etmemiş olmaları davalılar yararına usulen kazanılmış hak doğurmaz ve bozma sonrasında bu davacılar bakımından hüküm kurulmasına engel teşkil etmez.
Hal böyle olunca; davacılar H. Tokmak, H. Dağ ve Zeynep Tokmak'a da miras payları oranında hak verilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi doğru değildir. Davacılar H. Tokmak, H. Dağ ve Zeynep Tokmak'ın temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy