(4721 S. K. m. 705) (818 S. K. m. 18, 511, 514)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar vekili, tarafların miras bırakanı Hüseyin'in kendisine ait 1166 parseli davalı oğluna bağışladığı halde işlemin ölünceye kadar bakma akti şeklinde yapıldığının asıl amacın mirastan mal kaçırmak olduğunu, murisin bakıma ihtiyacı bulunmadığını, taşınmazın içerisinde sera bulunduğunu, seranın kiraya verilmesi halinde dahi çok rahat geçinebileceğini ileri sürerek muvazaa nedeniyle tapunun payları oranında iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı vekili, işlemde muvazaa bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik'in raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden;çekişme konusu olup üzerinde sera bulunan 1166 parsel sayılı taşınmazını miras bırakan tarafından 26.10.2001 tarihli akitle ve ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik edildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. ( B.K.m.511 ).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. ( B.K.m.514 ).Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. ( B.K.m.18 ).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse ( örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise ), bu takdirde akdin ivazlı ( bedel karşılığı ) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda, miras bırakanın davalı ile birlikte oturduğu iş ve gücü bulunmayan murisin bir kısmın rahatsızlıklar nedeni ile bakıma ihtiyacı olduğu ve davalı tarafından bakıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, miras bırakanının kendi murislerinden intikal eden temlik dışı başkaca taşınmazlarının da bulunduğu sabittir.
Açıklanan bu olgular yukarıda belirtilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından davalıya temlikinin bakım karşılığı olduğu;temlikte mirastan mal kaçırma irade ve amacının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle yazılı olduğu üzere davanın kabulü doğru değildir. Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy