(4721 S. K. m. 683, 725)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 47 parsel sayılı taşınmazı davalıların taşkın bina ve bahçe yapmak suretiyle haksız işgal ettiklerini ileri sürerek, yıkım suretiyle el atmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar, paydaşı oldukları 44 nolu parselde yapılandıklarını ve inşaatları iyiniyetle kendi parsellerine yaptıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlar, savunma yoluyla taşkın kısmın temliken tescilini istemişler, bilahare temliken tescil davası açtıklarını ve bekletici sorun yapılmasını istemişlerdir.
Mahkemece, davacının maliki olduğu taşınmaza davalıların el attıklarının saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, temliken tescil isteğinin koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kayden davacıya ait bulunan 47 parsel sayılı taşınmaza davalıların taşkın inşaat suretiyle el attıkları görülmektedir.
Davalılar, eldeki davada savunma yoluyla Türk Medeni Kanununun 725. maddesi gereğince temliken tescil isteğinde bulunmuşlar, ayrıca Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/989 esas sırasını alan davalarında da aynı taleplerini dile getirmişlerdir. Anılan davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteklerinin açılan el atmanın önlenmesi davasında savunma yoluyla ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, ayrı bir davaya konu yapılması da olanaklıdır. Aynı dava içerisinde isteğin ileri sürülmesi halinde bu talebin dava da incelenip sonuca bağlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Ancak, ayrı bir davaya konu edilmesi halinde açılan bu davanın, el atmanın önlenmesi davası bakımından bekletici sorun sayılması zorunludur.
Ne var ki, usul ekonomisi dikkate alındığında her iki davanın birleştirilerek sonuca gidilmesinde yarar olacağı düşünülmelidir.
Hal böyle olunca; temliken tescil istekli Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/989 esas sayılı davasının eldeki davayla birleştirilmesi her iki isteğin birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 8.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy