(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, davacıya ait 35 sayılı parseldeki 4 nolu dairenin ölünceye kadar bakma aktiyle davalıya devredilecekken tapuda temlikin satış suretiyle gerçekleştirildiğini öğrendiklerini, davacının sınırlı ehliyetli bulunduğunu ileri sürmüş, tapunun iptaliyle davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, iddiaya göre davacıya öncelikle vasi tayin ettirilmesi gerektiğini, ayrıca taşınmazın bedeli ödenerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının akit tarihinde hukuku ehliyeti olduğunun Adli Tıp Raporuyla saptandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ateker'in raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının işlem tarihinde hukuki ehliyeti bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; dava dilekçesinin içeriğinden iddianın ileri sürülüş biçiminden davacının davada ehliyetsizlik iddiası yanında hile hukuksal nedenine de dayandığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı taraf yargılama sırasında bu hususuna açıkça ifade etmiştir.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili ( makable Şamil ) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, mahkemece toplanan ve gerektiğinde toplanacak deliller yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek "hile" iddiası bakımından da bir karar verilmesi gerekirken yalnızca ehliyetsizlik isteğine hasren soruşturma yapılıp davanın reddedilmesi isabetsizdir. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 10.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy