(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 10149 ada 16 parselde kayıtlı 1/40 arsa paylı dubleks yazlık villaların maliki olduklarını, davalılara ait 1 parselde; ruhsata, imara çevri düzenine aykırı villaların yapıldığını, deniz manzaralarının tamamen kapandığını, hava akımının engellendiğini ileri sürüp, el atmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan bir kısmı, alınan ruhsatlara göre ve imar mevzuatına uygun olarak inşaatlarını yaptıklarını, komşuluk hukuku ile ilgisinin bulunmadığını, zararın ve haksız fiilin de olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin önceden verilen kararın Dairece " ana projenin temininden sonra yeniden keşif yapılması, rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla yanlar yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağı kuralı göz ardı edilerek hükme yeterli inceleme yapılmaksızın sonucuna gidilmiştir.
Davada, komşuluk hukukuna dayanarak istekte bulunduğu kuşkusuzdur. Davalılar binasının projeye bağlı yapıldığı, sonradan ruhsat alındığını, ancak bir kısım ruhsatların idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır. İmar plan ve projesine uygun olan ve ruhsata bağlanan hallerde komşuluk hukukuna aykırılıktan söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yerinde 3 uzman bilirkişi ile yeniden keşif yapılarak dava konusu yıkımı istenen bölümlerin idari yargı kararları da gözetilmek suretiyle imara ve projeye uygun yapılıp yapılmadığının, yeniden projeye uygun ruhsat alınıp alınmadığının araştırılması, anılan bölümlerin mevzuata uygun olmadığının saptanması durumunda Türk Medeni Kanununun 737 ve devamı maddeleri anlamında iddia edildiği gibi komşuluk hukuku yönünden zarar doğup doğmadığının saptanması ve zararın varlığı halinde ne gibi önlem yada önlemlerin alınması gerektiğinin saptanması, tüm bu hususların bilirkişi tarafından hazırlanacak hükme yeterli ve doyurucu rapor ve krokiye yansıtılması, hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy