(818 S. K. m. 386) (1086 S. K. m. 237)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanlarının ölümünden kısa bir süre önce davalı Döndü'yü satış yetkisi de içerir biçimde vekil tayin ettiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak murise ait çekişmeli taşınmazı eniştesi olan diğer davalı Hamit'e satış vaadi sözleşmesiyle sattığını, açılan cebri tescil davası sonunda taşınmazın Hamit adına tescil edildiğini, vekil ile davalının el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapunun iptaliyle murisin mirasçıları adına tescilini, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, satış vaadinin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece ...vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak davalarda zaman aşımının uygulanmayacağı, murisin sağlığında ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak açtığı davanın eldeki davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği, vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı yönünden tüm delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, taşınmazın satış vaadi tarihindeki gerçek değerinin uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, murisin hastalığı nedeniyle mal satmaya ihtiyacı bulunduğu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi U.Ş.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 11.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy