(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 272)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mütevellisi bulunduğu R... Mülhak Vakfına ait 103 ada 6 parsel ve 101 ada 26 parsel sayılı zeytinlik vasıflı taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğünce emaneten idare edilirken davalıya kiralanmış olduğunu, göreve geldikten sonra davalıya çektiği ihbarname ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürüp davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazları yetkili Vakıflar Şube Müdürlüğü ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca kullandığını, sözleşmenin 1.1.2003- 31.12.2004 tarihlerini kapsar şekilde yenilendiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının ihbarnamedeki şartları kabul etmemesi nedeniyle sözleşmenin 31.12.2003 tarihinde sona erdiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: Dava, el atmanın önlenmesi ve çekişmenin giderilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 103 ada 6 parsel ve 101 ada 26 parsel sayılı, kayden R... Mülhak Vakfı adına kayıtlı bulunan taşınmazların idaresinin geçici olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünde bulunduğu dönem içinde, davalı ile Vakıflar İdaresi arasında 21.9.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi düzenlendiği, anılan sözleşmenin 1.1.2003-31.12.2003 tarihleri arasındaki 1 yıllık dönem için yenilendiği görülmektedir. Anılan sözleşmenin Borçlar Kanununun 272 ve takip eden maddeleri anlamında hasılat kirası niteliği taşıdığı açıktır.
Vakfa, davacı bu kira sözleşmesinin yenilenmesi tarihinden sonra yönetici olarak atanmıştır.
Yönetimin idarede bulunduğu dönemde düzenlenen kira sözleşmesinin davacı vakıf bakımından bağlayıcı bulunduğu tartışmasızdır. Dava tarihi itibariyle de, kira ilişkisi mevcuttur. Öyle ise davalının çekişmeli taşınmazı haksız olarak işgalinde bulundurduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy