(4721 S. K. m. 683, 724) (3402 S. K. m. 19)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı-karşı davalı, kayden maliki olduğu 811 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını davalının bina yapmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalı-karşı davacı, dava konusu binayı 1969 yılında kadastro tespitinden önce yaptığını, kadastro çalışması sırasında yapılan hata sonucu binanın tecavüzlü hale geldiğini, binayı yaparken iyiniyetli olduğunu, tecavüzün belirlenmesi halinde imar mevzuatına uygun olarak belirlenecek bölümün MK. 724 md. gereğince muhik bedel karşılığında adına tescili ile asıl davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, inşaatı yapan davalının iyiniyetli olduğu, yıkımın fahiş zarar doğuracağı ve ifrazın mümkün olduğu gerekçeleri ile asıl davanın reddine, karşılık davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; karşı dava temliken tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davalının kayden davacıya ait bulunan 811 parsel sayılı taşınmaza kısmen taşkın inşaat, yapmak kısmen bahçe ve bir bölümünü de yol olarak kullanmak suretiyle elattığı görülmektedir.
Dosyada bulunan kadastral çap kaydında, kadastro tespit tarihi olan 17.4.1978 tarihi itibariyle davalının kendi mülkiyet alanında bulunan muhtesatın belirlendiği, tecavüzlü bir durumun varlığının 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 19 ncu maddesi uyarınca tutanaklara yansıtılmadığı anlaşılmaktadır. Öyle ise tecavüzlü durumun kadastro tespiti sonrasında oluştuğu sabittir. Elatmanın haklı ve geçerli bir nedeni bulunduğu da kanıtlanamamıştır. Bu durumda davalının taşkın yapılaşmada iyiniyetli olduğundan sözedilemez.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK 428.md gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy