(3533 S. K. m. 1, 4) (3194 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, 319 ada 4 parsel sayılı taşınmazın imar planında yeşil alan olarak ayrılmış olduğundan 3194 Sayılı Yasanın 11 maddesi gereğince davalı Belediye'ye devredildiğini, ancak devir amacı doğrultusunda kullanılmayarak kahvehane ve tekel büfesi olarak kullanıldığının tespit edildiğini ileri sürüp Belediye adına olan kaydın iptal edilerek yeniden Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın halen park olarak kamuya açık bir şekilde kullanıldığını, amaç dışı kullanım olmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın idari yoldan davacı Hazine adına tescili gerektiğinin tespitine, tescil talebi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hakem sıfatıyla karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal- tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hakem sıfatıyla bakılan davada, taşınmazın idari yoldan davacı Hazine adına tescili gerektiğinin tespitine, tescil talebi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; eldeki davaya 3533 sayılı yasa hükümleri gereğince hakem sıfatıyla bakılarak 4.5.2004 tarihinde 2004/459 sayı ile karara bağlandığı, hazinenin itirazının da 8.6.2004 tarihinde reddedildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 3533 Sayılı Yasa değişikliğe uğramadan önce; 5519 Sayılı Yasanın 1. maddesinde öngörüldüğü üzere taşınmazların sicile tescilinde Genel Mahkemelerin görevli olması hali hariç, 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesi kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlar arasındaki çekişmelerin niteliği ne olursa olsun hakem mahkemesi sıfatıyla çözüme bağlanması gerekmekte idi. Ne var ki, 3.7.2003 tarihinde kabul edilip 19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Bir başka söyleyişle, taşınmazın aynına yönelik çekişmelerde 4916 Sayılı Yasa değişikliği ile hakemin görevi son bulmuştur.
Bilindiği üzere; görev kuralı, kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemelerce davanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır. Öte yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin, özellikle, mahkemelerin görevini belirleyen değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili çekişmeler bu maddenin kapsamı dışına çıkartılarak kuralların kesinleşmemiş eldeki davalarda da uygulanacağı açıktır.
Bu hale göre; değinilen açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, hakem kararına yönelik itirazın karara bağlandığı tarihte 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi değişikliğe uğradığından hakem kararının kesinleştiği söylenemez. Öyleyse, genel mahkeme sıfatıyla işin esasına girilerek deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken hakem sıfatıyla yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy