(3065 S. K. m. 20/4) (2709 S. K. m. 73) (1136 S. K. m. 168)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı A. 30. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 9.7.2003 gün ve 17 - 536 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 26.4.2004 gün ve 4298 - 4896 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davalının HUMK'nın 440. maddesinde belirtilen hallerden hiçbirisine uymayan öteki karar düzeltme istekleri yerinde değildir, reddine.
Vekalet ücretine Katma Değer Vergisi ilavesi suretiyle tahsiline ilişkin hükme yönelik isteğe gelince;
Hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde davacı vekili için taktir edilen vekalet ücretine ayrıca katma değer vergisinin ilave edilmek suretiyle davalı aleyhinde hüküm kurulmasının isabetli olduğu söylenemez.
Bilindiği üzere; 1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 168. maddesi, avukatlık asgari ücret sözleşmesinin hangi merci tarafından hazırlanacağını, hangi prosedürle işlerlik kazanacağını ve yürürlüğe konulacağını hükme bağlamıştır.
Buna göre, belirlenen ve 28 Kasım 2002 tarih ve 24950 sayılı resmi gazetede yayımlanıp, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren tarifenin 21. maddesinde aynen "Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir" hükmüne ver verilmiştir.
3065 Sayılı Yasanın 1/2. maddesi "Her türlü mal ve hizmet ithalatının vergiye tabi" olduğunu belirtirken; 4. maddesi, vergiye tabi hizmeti tarif ederek "teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler" olduğunu hüküm altına almış ve 5. madde ile de, hizmet sayılan haller belirlenmiştir. Ayrıca, 8/1. maddesi hükmü gereğince de, "mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların verginin mükellefi" olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 20. maddesinde yer alan;
1- "Teslim ve hizmet işleminde matrah" bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.
2- Bedel deyiminin ise, "malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlara borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat hizmet ve değerler toplamını ifade eder" hükmü ile de bu verginin matrahı tayin ve tarif edilerek kapsamı saptanmıştır. Aynı maddenin 4 numaralı bendi "Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işlerle, bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez" düzenlemelerine yer verilmiştir. Bütün bunlar karşısında Yasanın öngördüğü KDV'nin Avukatlık Asgari Ücret Sözleşmesiyle belirlenen ücretin içinde olacağı ve ayrıca hizmet lehdarına yansıtılamayacağı kuşkusuzdur. O halde; somut olay, değinilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı vekille temsil edilenin vekilinin yaptığı hizmetten yararlananın davanın karşı tarafı olduğu söylenemeyeceği gibi, vergiden de sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Diğer taraftan, Anayasanın 73. maddesi, "vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" düzenlemesini içermekte olup, öğreti ve uygulamada "verginin yasallığı" olarak nitelendirilen bu ilke, vergi, resim, harç ve benzeri kamusal güce dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir.
Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur.
Bu hale göre, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesindeki, "Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sayılı kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir" ifadesinin yukarıda sıralanan yasal gerekler gözetilerek oluşturulmuş bir düzenlemeyi içermediği gibi, normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme niteliğini kazandığından söz edilemez.
Hal böyle olunca, davacı taraf yararına taktir ve tayin edilen avukatlık ücretine yasal dayanağı bulunmadığı halde ayrıca, KDV Yasasında öngörülen oranda katma değer vergisinin ilave edilerek davalı taraftan tahsili yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından hükmün 2. maddesindeki "3065 Sayılı Yasada öngörülen KDV ile birlikte" ibaresinin çıkartılarak, hükmün bu şekilde düzeltilmesine; Açıklanan nedenle karar düzeltme isteğinin REDDİNE, davalının usulün 442/3. maddesi ve 4421 sayılı yasa gereğince takdiren 111.405.000 lira para cezası ile 20.600.000 lira red harcının alınarak Hazineye gelir kaydına, 10.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy