(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 15.10.1965 tarih 35 nolu tapu kaydı ile maliki bulunduğu taşınmaza davalıların ekim yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve 150.000. TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Vehbi, tapu kaydı ile maliki olduğu taşınmazı davalı Osman'a kiraya vermek suretiyle kullandığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ibraz ettiği tapunun dava konusu taşınmaza uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi E. Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, davacı ve davalılardan Vehbi'nin davadaki iddia ve savunmalarını tapu kaydına dayandırdıkları görülmektedir. Yerinde yapılan uygulamada taraf tapularının ikişer hududunun çekişmeli yere uyduğu belirtilmiş ise de dava dayanağı kayıtların dava konusu yere usulüne uygun bir şekilde uygulandığı söylenemez.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, öncelikle, var ise davada dayanılan tapu kayıtlarının ölçekli tevzi krokilerinin merciinden istenilmesi ondan sonra kayıtların yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle çekişmeli yere uygulanması sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yetersiz uygulama ve bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir: Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy