(818 S. K. m. 18)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı Hasan Hüseyin'in mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla dava konusu 10 nolu parselini torunu olan davalıya satış suretiyle muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, iptal ve miras payı oranında tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, satışın gerçek olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre miras bırakanın 184 nolu parseldeki payını 8.8.1988 tarihinde torunu olan davalıya temlik ettiği, temlik tarihinden sonra miras bırakanın hile hukuksal nedenine dayanarak Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/252 Esas Sayılı dava dosyasında çekişme konusu taşınmazla ilgili olarak tapu iptal ve tescil davası açtığı, yargılama aşamasında davadan feragat ettiği feragat nedeniyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, HUMK.nun 91. maddesi uyarınca, feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yargılamanın her aşamasında davadan feragat mümkündür. Muris hile sebebine dayanarak tapu iptal davası açmakla, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüş daha sonra bu davasından vazgeçmiştir. Muvazaa üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yapılan iradi bir işlemdir. Bu durumda murisin açtığı dava ile temlikteki iradesinin bozulduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğu anlaşıldığına göre yapılan temliki işlemin muvazaalı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Öte yandan, miras bırakan ile eldeki davanın tarafları arasında düzenlenen 5.6.1989 tarihli sözleşmedeki çekişmeli taşınmazın miras bırakanın iradesine uygun olarak, davalıya temlik edildiği ve bu temlik nedeniyle, taşınmaz üzerinde davacı tarafından yapılan muhtesat bakımından haklarını davacıya verileceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Nitekim davacı anılan sözleşmeye dayanarak Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1989/252 Esas sayılı davada, davalıya karşı nedensiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası açmıştır.
Belirlenen bu olgular birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından davalıya temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabul edilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 8.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy