(3402 S. K. m. 12, 16/A-C, 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı hazine, çekişme konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kadastroca tesbit harici bırakıldığını, ancak imar uygulaması sonucu davalı adına tescil edildiğini ileri sürüp, iptali ile hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, duruşmalara gelmemiş bir cevap da vermemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu 4 nolu parselin, bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen bölümün tapusunun iptali ile hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacı hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A. S. Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı hazine, çekişme konusu 4 sayılı parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmazın 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar uygulaması sonucu oluştuğunu, yapılan şuyulandırma işleminin İdare Mahkemesince iptal edildiğini ileri sürerek, iptal ve hazine adına tescil istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi krokisinde yeşille taralı (C) harfiyle gösterilen bölümün iptali ile, hazine adına tesciline karar verilmiştir.
İptali istenen kaydın dayanağını teşkil eden imar uygulaması idari yargıda kesinleşen ilamla iptal edildiğine göre, 4 sayılı parselin C bölümüne ilişkin verilen kabul kararı doğrudur.
Ne var ki, hazine imar sonucu oluşan parselin tümünün iptalini istediğine ve öncesinin de, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürdüğüne göre, taşınmazın tamamına yönelik bir araştırma ve soruşturma yapılması zorunludur.
Taşınmazın geldisi 272 nolu kadastral parsel, kadastro sırasında belgesiz zilyetliğe dayalı olarak 1967 yılında Ş. Çatalbaş adına tesbit edilmiştir. O halde yerinde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda çekişme konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının özel mülkiyete konu olacak nitelikte bulunup bulunmadığının tesbit edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca yapılacak araştırmada, tesbit tarihi itibariyle taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasında yazılı sürenin göz önünde tutulması, aksi halde taşınmazın belirlenen niteliği gözetilerek 3402 Sayılı Yasanın 16/A, B, C ve 18. maddeleri hükümleri gereğince bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy