(4721 S. K. m. 702)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar; miras bırakan Cennet'in bakılmama korkusuyla manevi baskı altında iken verdiği vekaletnameye dayalı olarak, davalı Osman'ın vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle murise ait 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazı oğlu davalı Mustafa'ya, onun da Osman'ın arkadaşı davalı Aytek'e, Aytek'in de davalı Osman'a temlik ettiklerini; devir işlemlerinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduklarını ileri sürerek; satış işlemlerinin iptaliyle miras payları oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar Osman ve Mustafa; satış işlemlerinin gerçek olduğunu, muvazaa iddiasının doğru olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı Aytek; dava konusu taşınmazı 1996 yılında 500 milyon lira bedelle davalı Mustafa'dan satın aldığını bildirerek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne dair önceden verilen kararın Dairece kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması nedeniyle bozulması üzerine bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; satış vekaletnamesinin danışıklı olarak düzenlendiği ve bu vekaletnamenin kötüye kullanılmak suretiyle davalı Osman tarafından davalı oğlu Mustafa'ya, bu işlemlerin hukuk önünde geçerli hale gelmesini sağlamak amacıyla daha sonra davalı Aytek ve ondan da davalı Osman'a devredildiği, tüm satış işlemlerinin el ve iş birliği içinde danışıklı olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Mustafa ve Osman vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;
Tetkik Hakimi S. Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, miras bırakanları Cennet'in bakılmayacağı korkusuyla davalı Osman'a vekalet verdiğini, vekaletin kötüye kullanılarak müteakip temliklerle miras bırakana ait 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazın en son davalı Osman adına tescilinin sağlandığını ileri sürerek, iptal ve payları oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
İddianın açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle; davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedeniyle açıldığı ve davacıların mirasçılık haklarına dayanarak istekte bulundukları anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz ve tereke elbirliği mülkiyetine tabidir. Türk Medeni Kanununun 702/2 maddesi uyarınca önemli işlemler ve tasarruflarda oybirliği şarttır. Eldeki davanın da bu madde kapsamında değerlendirilmesi zorunludur. Bu nedenle, elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaza yönelik olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında bir ortağın tek başına dava açma ya da pay oranında iptal ve tescil isteme hakkı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olması nedeniyle davanın reddi gerekirken anılan husus gözetilmeksizin işin esası incelenerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Davalılar Osman ve Mustafa'nın temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.12.2004 gününde oybirliği ile kara verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy