(4721 S. K. m. 683, 727)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı olduğu 20 parsel sayılı taşınmaza komşu 1 parsel maliki olan davalının, taşınmazın batısında bulunan kadim hendeği kapatması nedeniyle, taşınmazın sular altında kaldığını, zarar gördüğünü ileri sürerek; davalının hendeği kapatmak şeklindeki elatmasının önlenmesini, bu eylemden doğan zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı, hendeğin kadim olmadığını, kendisinin açtığını, komşuların atık suları göndermesi nedeniyle zarar gördüğünden kapattığını bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, nizalı arkın kesinleşen kadastro paftasında yer almadığı kadimliği iddia edilen bu arkın tapu iptal yolu ile paftasında hükmen yer alması sağlanmadan davanın ve kadimlik iddiasının dinlenme olanağı olmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen karar Dairece "iddianın ileri sürülüş biçiminden davada komşuluk hukukundan kaynaklanan muaraazanın giderilmesi ve doğan zararın tazmininin istendiği, zararın niteliği kapsamı ve ne suretle giderileceği yönünde tüm deliller toplandıktan sonra gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gereğince işaret olunarak, araştırma bozması yapılmış, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan'ın raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacı taşınmazına verilen zararın davalı taşınmazından ark geçirilmek suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Önceden davanın reddine ilişkin olarak verilen hüküm Dairece, ilkeleri bozma ilamında belirtilen hukuki sebep yönünden gerekli araştırma yapılmadığı düşüncesiyle eksik soruşturmadan bahisle bozulmuştur. Bozma üzerine yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokileri ile tüm dosya içeriğinden davalı taşınmazın geçen ve drenaj kanal niteliğinde bulunan arkın kadim ark niteliğinde olmadığı kadastral çap kaydında gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Bozma kararında da ifade edildiği üzere, komşuluk hukuku açısından komşu parsel maliklerinin karşılıklı yükümlü bulundukları hoşgörü ve katlanma sınırının, tarafların yasadan kaynaklanan ve mülkiyet hakkının taraflara bahşettiği haklardan öte olamayacağı tartışmasızdır. Böyle bir durumda karşılıklı, özverilerin denkleştirme olanağının bulunduğundan söz edilemez.
Mahkemenin bozma üzerine kurduğu hükmün davalının, mülkiyetten kaynaklanan haklarını aşırı şekilde ihlal edici nitelikte bulunduğu taşınmazın büyük bir kısmından yararlanma imkanını kaldırdığı adeta taşınmazı iki ayrı parçaya böldüğü tartışmasızdır. Böyle bir fedakarlığın komşuluk hukuku adına davalıdan beklenmesi düşünülemez.
Hal böyle olunca davacının ( eski Medeni Kanunun 653. maddesi ) Medeni Kanunun 727. maddesi hükmü uyarınca mecra hakkı tanınması yolunda dava açmakta muhtar olmak üzere davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy