(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki bulunduğu 129 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını komşu parsel maliki davalıların sınır bozmak ve kendi arazilerine katmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar, davacı taşınmazına tecavüzlerinin olmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı S. Sert hakkında açılan davanın reddine, davalı H. Çaycı'nın elatmasının sabit olduğu gerekçesi ile bu davalı aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı H. Çaycı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum göz önünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişmenin çözümü için yerinde 6.6.2003 ve 16.4.2004 tarihlerinde iki ayrı keşif yapıldığı, anılan keşifler sonucu düzenlenen rapor ve krokilerden dava konusu taşınmaza elatmanın mevcudiyeti belirlenmekle birlikte, elatılan bölüm ve miktarı yönünden farklı sonuçlara varıldığı anlaşılmaktadır. Çelişkili raporlara dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle yerinde, 3 kişiden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığı ile gerekli keşfin yapılması, önceki raporlardaki çelişki sebebinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy