(4721 S. K. m. 999)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, kadastroca davalı adına tespit ve tescil edilen 3522 parsel sayılı taşınmazın, deniz kumsalı niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile muhtesatın yıkımı isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak önceden verilen karar Dairece "çekişmeli parselin davalı adına tapuya dayalı olarak tespit gördüğü dikkate alınarak, revizyon tapu kaydının getirtilmesi, tapunun oluşumunda hazinenin taraf bulunup bulunmadığının araştırılması, 3621 Sayılı Yasaya göre kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen kabul kararı bu kez Dairece 3621 Sayılı Yasaya göre kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi haritasının düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, düzenlenmemişse 28.11.1997 gün ve 5/3 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca bilirkişiler aracılığıyla kıyı kenar çizgisinin saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden söz edilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve yıkım isteğine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında öngörüldüğü biçimde yapılan araştırma sonucunda, çekişme konusu 3522 parsel sayılı taşınmazın hazinenin taraf olmadığı ve onu bağlamayan tescil ilamı ile oluştuğu, bu yerin kumluk ve çalılık vasfı itibariyle özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu belirlenmek suretiyle tapu iptali ve yıkım kararı verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, taşınmazın belirlenen vasfı gereği özel mülkiyete konu yerlerden olmadığı dikkate alınmaksızın ve istek de bulunmadığı halde bu yerin Türk Medeni Kanununun 999. maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, hazine adına tesciline hükmedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy