(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, dava konusu taşınmazda diğer kardeşlerle birlikte müştereken malik bulunduklarını, davalının diğer paydaşların ve kendisinin muvafakatını almaksızın taşınmaza bina yaptığını, inşaatın ruhsatsız olması nedeniyle belediyece mühürlenmesine rağmen, davalının mührü bozarak inşaata devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece, tarafların paydaş oldukları dava konusu taşınmazda fiili taksim yapılarak davacının kullanacağı alanın ayrıldığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi talebinin reddine, müşterek mülkiyette inşaat yapımı gibi olağanüstü işlerin oybirliği ile karar alınmasını gerektirdiği, inşaatın yapımına davacının muvafakatının bulunmadığı gerekçesiyle yıkım talebinin kabulüyle inşaatın yıkımına karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 1.3.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Adil Hoda ile yine temyiz eden A.İhsan Hoda geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Uğur Ş.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, yıkım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 5 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, taşınmazda taraflarla birlikte başkaca paydaşlarında bulunduğu, davalının taşınmaz üzerinde önceden mevcut ve miras bırakan tarafından yapılan yapıya kat ilave ettiği anlaşılmaktadır.
Taşınmazda tüm paydaşları kapsayan eylemli bir kullanma biçiminin oluştuğu söylenemez. Bunun yanında çekişmeli taşınmazda davacının kullanımına mahsus bir bölümün bulunduğu ve ayrıca çekişmeli parselin diğer bölümlerinde de tasarruf olanağının mevcut olduğu da sabittir. Öyle ise; Türk Medeni Kanununun müşterek mülkiyet hükümleri gözetilmek suretiyle elatmanın önlenmesi davasının ret edilmiş olması doğrudur. Böyle bir kabulün davacının taşınmazın tamamı üzerindeki paylı mülkiyetten kaynaklanan hakkını ortadan kaldırmayacağı da açıktır. Bu sebeplerle davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalının temyizine gelince; yukarıda değinildiği üzere davalının daha önce miras bırakan tarafından oluşturulan binaya bir kat ilave ettiği anlaşılmaktadır. Taşınmazda başka yapılarda mevcuttur. Bu şekilde yapılan taşınmazda davalının tasarrufunun paylı mülkiyette tasarruf tarzının değişikliği anlamında kabulü doğru görülemez. Diğer taraftan elatmanın önlenmesi davası ret edildiğine göre buna bağlı olarak yıkım isteğinin de reddi gerekirken kabulü doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy