(3621 S. K. m. 1) (YİBK. 04.05.1978 T. 1978/ 4 E. 1978/5 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı 4 parsel sayılı bina vasıflı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, taşınmazın tapu kaydının iptali ile elatmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalılardan A. Çay'a tebligat yapılamamış, F. Köybaşı ise tebligata rağmen yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dava açıldığı tarihte davalı A. Çay'ın ölü olduğu, taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 3621 Sayılı Kıyı Kanunundan kaynaklanan tapu iptali, tapudaki sicil kaydının terkini ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan A.'in dava tarihinden önce ölü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, özellikle çap kaydından, çekişme konusu 18 ada 4 parsel (yeni 1014 ada 6 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 şer paylarla davalı F. Köybaşı ile A. Çay adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, duruşma gününü bildirmek için çıkartılan tebligatların davalı A. dışındakilere tebliğ edildiği, A.'e yapılan tebligatın ise ölü olduğundan bahisle bila tebliğ iade edildiği tebligat parçalarıyla sabittir.
O halde, paylı mülkiyet üzere olan çekişmeli taşınmazda paydaş olan A.'in davadan önce ölmüş olması diğer paydaş hakkında açılan davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır. Mahkemece davalı paydaş F. hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin yasal ve doğru olduğu söylenemez.
Öte yandan, çekişmeli taşınmazda paydaş olan A.'in 1965'de ve dava tarihinden önce öldüğü eksiğin tamamlanması yoluyla elde edilen veraset belgesi ile belirlenmiştir. Buna göre, onun hakkındaki davanın 4.5.1978 tarih ve 4/5 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca reddedilmiş olması kural olarak doğrudur. Ancak, davadaki istek diğerlerinin yanında -tescil hariç- sadece kaydın terkini ile kadastro harici bırakılmasına hasredildiğine göre yapılacak uygulama ve araştırma sonucu taşınmazın tamamı veya bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının saptanması halinde davalı F. payı yönünden kaydın sicilden terkini gerekecek, dava tarihinde ölü olan diğer davalı A. payı yönünden de hakkındaki davanın ölü olduğu gerekçesiyle reddedilmiş olması nedeniyle sicil ayakta kalacaktır. Oysa bu durum sicillerin tutulması prensipleriyle bağdaşmayacağı gibi taşınmazın niteliği ve hukuksal konumuna da, uygun düşmeyeceği gibi Medeni Kanunun 999 (eski 912) maddesi ...tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse tapu sicilinden çıkartılır hükmüne de aykırılık oluşturacaktır.
Öyleyse, keşfen çekişmeli taşınmazın bir bölümünün veya tamamının iddia doğrultusunda kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve kamu malı niteliğinde olduğunun saptanması halinde, dava tarihinde ölü olduğu belirlenen A. mirasçıları yönünden de dava açılması, tüm paydaşlar bakımından hüküm kurulması zorunlu hale gelecektir.
Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, taşınmazın tamamının veya bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının anlaşılması halinde sicil kaydının tüm paydaşlar yönünden terkin edilmesinin gerekeceği gözetilerek dava tarihinde ölü olan diğer paydaş A. mirasçıları hakkında da dava açılmasının sağlanması, açılacak davanın eldeki dava ile birleştirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy