(4721 S. K. m. 716, 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı hazine vekili, davalılar adına kayıtlı çekişmeli 1340 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptali ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca tarafından süresinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla duruşma günü olarak saptanan 13.4.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden E. Sezer vs. vekili Avukat M. A. Satıcı ile yine temyiz eden Hazine vekili Avukat F. Tanlık geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Ü. Akdoğan'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali-tescil harici bırakma, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacı hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davalıların temyizine gelince; çekişme konusu 1340 parsel sayılı taşınmazın 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yerinde yapılan inceleme sonunda kısmen kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı görülmektedir.
Ne var ki, iptali istenen kaydın, kadastro tesbitini müteakip Mudanya Tapulama Mahkemesinin 1976/89 esas 1980/38 karar sayılı ilamı ile oluştuğu, anılan davada hazinenin de müdahil sıfatıyla yer aldığı, söz konusu ilamla taşınmazın bir bölümünün kumsal olarak sicil kaydının terkin edildiği, kalan kısmın 1340 parsel olarak eldeki davanın davalıları adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz edilen hükmün tarafı olan hazineyi de bağlayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, kesinleşen hükme değer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 375.000.000 TL. avukat parasının diğer temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy