(818 S. K. m. 28)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 476 parsel sayılı taşınmazım ölünceye kadar bakma akdiyle davalıya temlik etmek istediğini, ancak tapuda kandırılarak işlemin satış şeklinde gerçekleştirildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin söz konusu olmadığını, akitte hilenin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hata, hile ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden;dava konusu 476 parsel sayılı taşınmazın 4.10.1999 tarihli akitle ve satış yoluyla davacı tarafından davalıya temlik edildiği görülmektedir.
Davacı, bu temlikin kendisinin kandırılması suretiyle aslında bakım akdi yapacakken satış şeklinde gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda; temlik ve dava tarihleri gözetilerek öncelikle davacının ıttıla tarihine göre davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde olduğunun anlaşılması halinde yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle gerekli soruşturmanın yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene gere verilmesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy