(7201 S. K. 10, 35) (1086 S. K. m. 73)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 5 parsel sayılı taşınmazını, komşu 9 parsel maliki davalı İ. ile 9 no'lu parseli kullanan diğer davalı Ö.'nün taşkın inşaat yapmak ve kalan kısmı araç park yeri olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemiştir.
Davalılar, duruşmalara katılmamış, yanıt da vermemişlerdir. Mahkemece, elatmanın sabit olduğu gerekçesi ile davalı İ. Z.'ye yönelik elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının kabulüne, davalı Ö. A. 'ya yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, Tebligat Yasasının 35 nci maddesine uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla davalı İ. Z. vekili tarafından süresinde temyiz edildiği kabul edilerek; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı yurtdışında bulunduğunu ve gerek dava dilekçesi, gerekse kararın kendisine yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmediğini, davada savunma hakkının kısıtlandığını bildirmiştir.
Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.
Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Teb.K.M.10)
Hal böyle olunca, özellikle yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması, taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi ve ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken anılan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı İ. Z.'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy